Varlığın bulunduğu yer, bildirim sahibinin mükellefiyet durumu, tercih edilen vergi oranı, transfer zamanı, muhasebe kaydı ve taahhüt süresi doğru yönetilmezse düzenlemenin sağladığı vergi incelemesi güvencesi tamamen kaybedilebilir.

7582 sayılı Kanun’la Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19’uncu madde, yurt dışında bulunan bazı varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ve Türkiye’de bulunduğu hâlde işletmelerin kanuni defterlerinde yer almayan varlıkların kayda alınmasına imkân sağlıyor.

Düzenlemeden yararlanmak için son tarih, uzatma yetkisi kullanılmadığı takdirde 31 Temmuz 2027. Ancak uygulanacak vergi oranı bildirim tarihine, varlıkların hangi yatırım aracında ve ne kadar süre tutulacağının taahhüt edilip edilmediğine göre değişiyor. Ayrıca bildirimin yapılması tek başına yeterli değil; transfer, ödeme, muhasebe kaydı ve taahhüt koşullarının tamamının yerine getirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle işe, “Ne kadar vergi ödenir?” sorusundan değil, “Kim, hangi varlığı, hangi usulle bildirecek?” sorusundan başlanmalı.

Önce Hangi Grupta Olduğunuzu Belirleyin

Uygulamada dört farklı yararlanıcı grubu bulunuyor:

1. Yurt dışında kapsama giren varlığı bulunan gerçek kişiler,

2. Yurt dışında kapsama giren varlığı bulunan şirketler ve diğer tüzel kişiler,

3. Türkiye’de bulunan ancak işletmenin kanuni defterlerinde yer almayan varlıklara sahip gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri,

4. Türkiye’de varlığı bulunan ancak gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti ya da defter tutma yükümlülüğü bulunmayan kişiler.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü yurt dışındaki varlıklarda Türkiye’ye getirme; defter tutan mükelleflerde muhasebe kaydı ve özel fon hesabı; mükellef olmayanlarda ise banka veya aracı kuruma yatırma yoluyla tevsik şartı bulunuyor.

Hangi Varlıklar Kapsamda?

Kanunda sayılan varlıklar şunlar:

• Türk lirası,

• Altın,

• Döviz,

• Menkul kıymetler,

• Diğer sermaye piyasası araçları.

Taşınmazlar, taşıtlar, makineler, emtia, alacaklar, fikrî haklar, mücevher ve kripto varlıklar doğrudan kapsamda sayılmıyor.

Ancak Tebliğ, yurt dışında bulunan ve doğrudan kapsama girmeyen varlıkların, örneğin bir taşınmazın, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar satılarak para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına dönüştürülmesi hâlinde düzenlemeden yararlanılabileceğini açıklıyor.

Burada barış kapsamına alınan varlık taşınmazın kendisi değil, satış sonucunda elde edilen ve kanunda sayılan varlıktır. Taşınmazın satıldığı ülkede doğabilecek değer artış kazancı vergisi veya diğer mali yükümlülükler ise varlık barışından etkilenmez. Tebliğin bu açıklaması, kanunda yer almayan yeni bir varlık türü yaratmamakta; kapsam dışındaki varlığın süresi içinde kapsamdaki bir varlığa dönüştürülmesine izin vermektedir.

Kripto varlıklar konusunda ise ihtiyatlı olmak gerekir. Kripto varlıkların doğrudan “diğer sermaye piyasası aracı” sayılarak bildirilmesi güvenli bir yaklaşım değildir. Bunların bildirimden önce satılarak banka hesabına geçen para veya dövize dönüştürülmesi daha doğru olacaktır.

Yurt Dışındaki Varlıklar İçin İzlenecek Yol

1. Varlığın Kapsamda Olup Olmadığını Belirleyin

Öncelikle yurt dışındaki varlığın para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli.

Varlık başka bir kişiye ait banka hesabında veya şirket ortağı, temsilci ya da vekil adına görünüyorsa, gerçek hak sahipliğini ve temsil ilişkisini gösteren belgeler bildirimden önce hazırlanmalıdır.

2. Bildirimden Önce Banka İle Görüşün

Bildirim, doğrudan vergi dairesine değil, Türkiye’deki banka veya aracı kuruma yapılacak.

Aracı kurumlar yalnızca menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları bakımından kullanılabilir. Para, döviz ve altın bildirimleri banka aracılığıyla yapılmalıdır.

Bildirimin yapılacağı banka şubesinin;

• Bildirim işlemini kabul edip etmediği,

• Varlığın transfer edileceği hesabın hazır olup olmadığı,

• Yurt dışından gelecek transfer için hangi açıklamaların kullanılacağı,

• İndirimli vergi oranı seçilecekse uygun vadeli hesap veya yatırım ürününün bulunup bulunmadığı,

önceden netleştirilmelidir.

Tebliğe göre banka veya aracı kurum, bildirilen varlığın kaynağını kanıtlayan bir belge istemeyecektir. Ancak bu hüküm, bankaların suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi mevzuatı kapsamındaki kimlik tespiti, müşteri tanıma ve şüpheli işlem yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Kanun da diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin varlık barışından etkilenmeyeceğini açıkça belirtiyor.

Dolayısıyla “Varlık barışında hiçbir şekilde kaynağa ilişkin soru sorulamaz” değerlendirmesi doğru değildir.

3. EK-1 Bildirim Formunu Düzenleyin

Bildirim, Tebliğ ekindeki EK-1 formu ile iki nüsha olarak bankaya veya aracı kuruma yapılacak.

Bildirim vekil veya kanuni temsilci aracılığıyla da yapılabilir. Bu durumda temsil yetkisinin banka veya aracı kurum tarafından kontrol edilmesi gerekir.

Kanun tek bir bildirim zorunluluğu getirmiyor. Tebliğe göre 31 Temmuz 2027 tarihine kadar birden fazla bildirim yapılabilir. Ancak her ay ayrı bir vergilendirme dönemi kabul edildiğinden, düzeltme ve ilave bildirim işlemleri dikkatle yürütülmelidir.

4. Varlığın Türk Lirası Karşılığını Doğru Hesaplayın

Vergi, bildirilen varlığın Türk lirası değeri üzerinden hesaplanır.

Tebliğe göre:

• Türk lirası, nominal değeriyle,

• Altın, rayiç bedeliyle,

• Döviz, bildirim tarihindeki TCMB döviz alış kuruyla,

• Borsada işlem gören pay senedi ve borçlanma araçları, öncelikle borsa rayiciyle,

• Borsa rayici yoksa rayiç bedel, bu da belirlenemiyorsa alış bedeli veya nominal değerle,

• Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasadaki kapanış fiyatıyla,

değerlenecektir.

5. Vergi Oranına Karar Verin

Standart vergi oranı yüzde 5.

Ancak bildirilen varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulacağının taahhüt edilmesi hâlinde oran düşüyor:

Taahhüt Süresi

31 Aralık 2026’ya Kadar Uygulanacak Oran

En az 5 yıl

%0

En az 4 yıl

%1

En az 3 yıl

%2

En az 2 yıl

%3

En az 1 yıl

%4

Taahhüt verilmezse

%5

İndirimli oran;

• Vadeli hesaplarda,

• 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinde,

• Kira sertifikalarında,

• Girişim sermayesi yatırım fonlarında,

tutulacak varlıklar için uygulanabilir.

1 Ocak 2027 - 31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde oranlara 0,5 puan eklenecek. Buna göre örneğin beş yıllık taahhütte oran yüzde 0,5; taahhütsüz bildirimde yüzde 5,5 olacak.

Bildirim süresinin Cumhurbaşkanı tarafından uzatılması hâlinde, uzatma döneminde oranlar ilk oranlara göre toplam bir puan artırımlı uygulanacak.

6. İndirimli Oran Seçilecekse EK-2 Taahhütnamesini Aynı Anda Verin

Düşük oran veya yüzde sıfır oranından yararlanmak için EK-2 taahhütnamesinin bildirim sırasında bankaya veya aracı kuruma verilmesi gerekiyor.

Taahhüt daha sonra verilerek oran düşürülemez. Taahhütname damga vergisine tabi değil.

Burada Tebliğ’le getirilen önemli bir süre bulunuyor: Yurt dışındaki varlıklar Türkiye’ye transfer edildiği veya bankaya yatırıldığı tarihten itibaren on gün içinde, taahhüt edilen vadeli hesaba veya yatırım aracına dönüştürülmeli. Türkiye’deki varlıklarda on günlük süre bildirim tarihinden başlıyor.

Bu on günlük süre Kanunda açıkça yer almıyor. Kanun yalnızca varlığın belirli yatırım araçlarında belli süre tutulacağının taahhüt edilmesinden söz ediyor. Dolayısıyla Tebliğ, Bakanlığa verilen usul ve esas belirleme yetkisini kullanırken ayrıca bir dönüşüm süresi oluşturmuştur.

Bu düzenleme uygulamada bağlayıcı kabul edilecektir. Ancak Kanunda yer almayan ve vergi avantajının kaybına yol açabilecek on günlük sürenin, yetkinin sınırları bakımından tartışmaya açık olduğu da belirtilmelidir.

7. Varlığı İki Ay İçinde Türkiye’ye Getirin

Bildirimden sonra varlığın Türkiye’ye getirilmesi için iki aylık hak düşürücü nitelikte bir süre bulunuyor.

Varlık;

• Türkiye’deki banka veya aracı kurum hesabına transfer edilebilir veya

• Fiziki olarak Türkiye’ye getirilip banka ya da aracı kuruma yatırılabilir.

Transferi yapan yurt dışındaki hesap sahibiyle Türkiye’de bildirimi yapan kişinin aynı kişi olması şart değil. Ancak farklı kişiler arasında yapılan transferlerde varlığın bildirim sahibine ait olduğunu gösteren hukuki ve mali belgelerin saklanması gerekir.

31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılması şarttır.

Getirilen bu varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir. Ayrıca söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, bu varlıkların Türkiye’ye getirildiğine dair Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir.

Tebliğ, fiziken getirilen varlıkların iki aylık süre içinde gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra ilk iş günü sonuna kadar banka veya aracı kuruma yatırılmasını istiyor. Kanunda yalnızca iki aylık süre bulunmasına rağmen Tebliğ’in ayrıca “ilk iş günü” şartı getirmesi, kanuni düzenlemeyi daraltan bir başka husustur.

8. Şirket Adına Bildirim Yapıldıysa Defter Kaydını İhmal Etmeyin

Yurt dışındaki varlık bir şirket adına bildirildiyse varlık şirketin kanuni defterlerine kaydedilmelidir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kaydedilen kıymetler karşılığında pasifte özel fon hesabı açacak. Bu fon:

• Sermayenin bir unsuru sayılır,

• Bildirim tarihinden itibaren iki yıl işletmeden çekilemez,

• Sermayeye ekleme dışında başka amaçla kullanılamaz,

• Tasfiye hâlinde vergilendirilmez,

• Kanunda belirtilen devir ve bölünmelerde vergilendirmeye konu olmaz.

Varlığın Türkiye’ye iki ay içinde getirilmesi, muhasebe kaydının da iki ay sonra yapılabileceği anlamına gelmez. Kanun, kaydın bildirim tarihi itibarıyla yapılmasını öngörüyor.

Türkiye’deki Kayıt Dışı Varlıklar İçin İzlenecek Yol

Defter Tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefleri

Türkiye’de bulunan varlıkların varlık barışına konu olabilmesi için:

• Varlığın para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olması,

• İşletmeye ait bulunması,

• Kanuni defterlerde yer almaması,

• En geç 31 Temmuz 2027 tarihinde banka veya aracı kuruma bildirilmesi,

• Bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kuruma yatırılarak tevsik edilmesi,

• Aynı tarih itibarıyla kanuni defterlere kaydedilmesi,

gerekiyor.

Tebliğ’deki örneğe göre, şirketin kendi banka hesabında bulunmakla birlikte defter kayıtlarına hiç alınmamış döviz de düzenlemeden yararlanabilir. Başka bir ifadeyle, defter tutan mükellefler bakımından varlığın zaten bankada bulunması bildirim yapılmasına engel değil.

Bilanço esasına göre defter tutanlar, pasifte özel fon hesabı açacak ve hem fonu hem bildirilen varlığı iki yıl boyunca işletmeden çekemeyecek.

Serbest meslek kazanç defteri veya işletme hesabı esasına göre defter tutanlar ise varlığı defterlerinde ayrıca gösterecek.

Mükellef Olmayanlar ve Defter Tutmayanlar

Kanuna göre gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, Türkiye’deki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kuruma yatırarak tevsik etmeleri hâlinde düzenlemeden yararlanabiliyor.

Ancak Tebliğ, bu kişilerin yalnızca hâlihazırda banka veya aracı kurumlarda bulunmayan varlıkları için bildirimde bulunabileceğini ifade ediyor. Buna göre;

• Evde veya kasada tutulan para, döviz ya da altın bankaya yatırılarak bildirilebilecek,

• Zaten kişisel banka hesabında bulunan para veya döviz ise Tebliğ yaklaşımına göre bildirilemeyecek.

İşte düzenlemenin en tartışmalı noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.

Maddenin beşinci fıkrasında, mükellef olmayanların Türkiye’de bulunan varlıklarının daha önce banka dışında bulunması gerektiğine ilişkin bir hüküm yok. Kanun yalnızca varlığın bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kuruma yatırılarak tevsik edilmesini istiyor. Tebliğ ise “hâlihazırda banka ve aracı kurumlarda bulunmayan” şartını ekleyerek Kanundaki yararlanma alanını daraltıyor.

Bu sınırlama, uygulamada bankalar ve vergi idaresi tarafından esas alınacaktır. Ancak kanuni dayanağı tartışmalıdır.

Bildirim Düzeltilebilir mi?

Kanun yalnızca bildirim süresi sona erdikten sonra düzeltme yapılamayacağını söylüyor. Tebliğ ise ayrıntılı bir sistem getiriyor:

• Aynı ay içinde yapılan hata, azaltma veya artırma işlemlerinde ilk bildirim düzeltilir.

• Sonraki aylarda azaltma yapılacaksa, iki aylık transfer süresi aşılmadan önceki bildirimin düzeltilmesi gerekir.

• Sonraki aylarda artırma yapılacaksa eski bildirim düzeltilmez; ilave tutar için yeni bildirim verilir.

• Varlık bankaya aktarıldıktan veya yatırıldıktan sonra daha önceki bildirimin düzeltilmesi ve verginin iadesi mümkün değildir.

• 31 Temmuz 2027’den sonra hiçbir düzeltme yapılamaz.

Bu nedenle bildirim yapılmadan önce varlık türü, miktarı, kur ve değerleme rakamları en az iki defa kontrol edilmelidir.

Şirket Ortağı veya Temsilci Adına Görünen Varlıklar

Tebliğ, şirketin kanuni temsilcisi, ortağı veya vekili adına görünen ancak gerçekte şirkete ait olan varlıkların şirket adına bildirilebilmesine imkân tanıyor.

Ancak varlığın 4 Haziran 2026 tarihinden önce düzenlenmiş bir vekâlet veya temsil sözleşmesine dayanılarak bu kişiler tarafından değerlendirilmiş olması aranıyor.

Bu tarih ve belge şartı Kanunda bulunmuyor. Kanun gerçek veya tüzel kişilerin kendilerine ait yurt dışı varlıkları bildirebileceğini düzenlemekle yetinmiş durumda. Tebliğ ise şirket ile varlık adına görünen kişi arasındaki ilişkinin belirli bir tarihten önce yazılı belgeye bağlanmasını istiyor.

Vergi güvenliğini sağlama ve sonradan belge düzenlenmesini önleme amacı anlaşılabilir olmakla birlikte, bu şart da Kanunda öngörülmeyen ve yararlanma hakkını sınırlandıran bir düzenlemedir.

Örneğin şirket ortağı tarafından şirket hesabına kullanılmak üzere tutulan bir varlığın şirkete ait olduğu banka hareketleri, şirket kararları ve muhasebe belgeleriyle açıkça kanıtlanabiliyor olsa bile 4 Haziran 2026’dan önce düzenlenmiş vekâlet veya temsil sözleşmesi yoksa Tebliğ’e göre sorun yaşanabilecektir.

Vergi İncelemesi Koruması Ne Kadar Geniş?

Varlık barışının en önemli avantajı, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasıdır.

Ancak bu koruma sınırsız değildir.

Diğer bir nedenle başlayan vergi incelemesinde bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığı kanıtlanırsa:

• Bildirilen varlık matrah farkına eşit veya büyükse tarhiyat yapılmaz.

• Matrah farkı bildirilen varlıktan büyükse yalnızca aşan kısım üzerinden tarhiyat yapılır.

• Matrah farkı bildirilen varlıkla ilgili değilse hiçbir mahsup yapılmaz ve farkın tamamı vergilendirilir.

Tebliğ, bu korumanın gelir veya kurumlar vergisi yanında katma değer vergisi tarhiyatı bakımından da uygulanacağını açıklıyor.

Örneğin, şirketin kayıtlarda yer almayan 10 milyon lirası bildirilmiş ve daha sonra yapılan incelemede, kayıt dışı satışlardan kaynaklanan 10 milyon liralık matrah farkı bulunmuşsa, yalnızca tutarların eşit olması yeterli değildir. Matrah farkının gerçekten bildirilen varlığın oluşumuyla bağlantılı olduğunun ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle bildirim yapanların, kanun bankaya ibraz edilmesini zorunlu tutmasa bile varlığın kaynağına, geçmişine ve şirketle ilişkisine ilişkin belgeleri saklaması önemlidir.

Ayrıca vergi incelemesine başlanıldıktan veya takdir komisyonuna sevk edildikten sonra yapılan bildirim, o incelemede bulunacak matrah farkını korumaz. Buna karşılık konu vergi idaresinin bilgisine girmiş olsa bile henüz incelemeye başlanmamış veya takdire sevk yapılmamışsa bildirimden yararlanılabileceği Tebliğ’de kabul edilmiştir.

Varlık barışı;

• MASAK incelemelerini,

• Suç gelirlerinin aklanmasına ilişkin işlemleri,

• Gümrük, kambiyo ve sermaye piyasası mevzuatını,

• Ceza soruşturmalarını,

• Varlığın mülkiyetine ilişkin özel hukuk uyuşmazlıklarını,

ortadan kaldırmaz.

Taahhüt Bozulursa Ne Olur?

İndirimli oran için verilen taahhüde uyulmaması hâlinde:

• Başlangıçta ödenmesi gereken vergiyle ödenen vergi arasındaki fark aranır,

• Vergi farkına gecikme faizi uygulanır,

• Vergi ziyaı cezası kesilmez,

• Varlık barışının inceleme ve tarhiyat koruması kaybedilir.

Dolayısıyla taahhüt ihlalinin sonucu yalnızca yüzde 1-5 arasındaki vergi farkının ödenmesi değildir. Asıl önemli sonuç, bildirilen varlığa ilişkin inceleme güvencesinin sona ermesidir.

Vadeli hesabın vadesinden önce bozulması, yatırım fonu paylarının satılması, taahhüt edilen kıymetin başka bir yatırım aracına dönüştürülmesi veya hesaptan kısmi çekim yapılması ihlal riski doğurabilir.

Bu nedenle yüzde sıfır oranından yararlanmak amacıyla beş yıllık taahhüt verilmeden önce likidite ihtiyacı gerçekçi biçimde değerlendirilmelidir. Yüzde 3 vergi ödeyerek iki yıllık taahhüt vermek, beş yıl boyunca kullanılması gerekebilecek bir varlık için daha güvenli olabilir.

Bildirim Sonrası Vergisel Sonuçlar

Bildirilen varlıklar işletmeye alınırken gelir veya kurum kazancı oluşmaz.

Bununla birlikte:

• Varlık barışı kapsamında ödenen vergi gider yazılamaz,

• Başka vergilerden mahsup edilemez,

• Bildirilen varlığın sonradan satışından doğan zarar indirilemez,

• Varlığın elde tutulması veya satışından doğan gelir ve kazançlar genel hükümlere göre vergilendirilir.

Dolayısıyla varlığın kayda alınması vergisiz olsa da bildirim tarihinden sonra elde edilen faiz, kur farkı, temettü veya satış kazançları kendiliğinden vergiden istisna değildir.

İşletmeye kaydedilen varlığın maliyet veya kayıt değeri, Tebliğ’de belirtilen bildirim tarihindeki Türk lirası karşılığıdır.

Bildirimden Önce Son Kontrol Listesi

Bildirim yapılmadan önce şu soruların tamamına cevap verilmelidir:

• Varlık gerçekten kanunda sayılan türlerden biri mi?

• Yurt içinde mi, yurt dışında mı?

• Varlığın gerçek sahibi kim?

• Bildirim şirket adına yapılacaksa mülkiyet ve temsil belgeleri hazır mı?

• Varlığın bildirim tarihindeki Türk lirası değeri doğru hesaplandı mı?

• Taahhüt verilecekse vade ve yatırım aracı kesin olarak belirlendi mi?

• EK-2 taahhütnamesi bildirimle aynı anda verilecek mi?

• Yurt dışındaki varlık iki ay içinde Türkiye’ye transfer edilebilir mi?

• İndirimli vergi oranı tercih edilecekse, bildirilen varlık Tebliğ’de öngörülen on günlük süre içinde taahhüt edilen vadeli hesap veya yatırım aracına aktarılabilecek mi?

• Defter kaydı bildirim tarihi itibarıyla yapılacak mı?

• Özel fon hesabı doğru şekilde açıldı mı?

• Fon ve varlık iki yıl işletmede tutulabilecek mi?

• Banka dekontları, gümrük belgeleri, bildirim formu ve taahhütname saklanacak mı?

• Devam eden bir vergi incelemesi veya takdire sevk işlemi var mı?

• Kaynak ülkede ayrıca vergi veya bildirim yükümlülüğü doğuyor mu?

Varlık Barışında En Büyük Hata Acele Bildirim Yapmak Olabilir

Yeni varlık barışı önemli bir imkân sunuyor. Ancak düzenlemenin sağladığı güvence, yalnızca bildirim yapılmasına değil, kanun ve Tebliğ’deki bütün şartların birlikte yerine getirilmesine bağlı.

Özellikle indirimli vergi oranı seçilecek dosyalarda bildirim, transfer, on günlük dönüşüm süresi ve taahhüt süresi tek bir takvim üzerinden yönetilmeli. Defter tutan mükelleflerde muhasebe kaydı ve özel fon hesabı bildirimden sonraya bırakılmamalı. Mükellef olmayanların bankada bulunan yurt içi varlıkları ile şirket ortağı veya temsilci adına görünen varlıklarda ise Tebliğ’in Kanunu daraltan hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu düzenlemeden yararlanacaklar açısından en doğru yol, önce varlığın hukuki ve vergisel durumunu ortaya koymak, ardından bankayla süreci netleştirmek ve ancak bütün belgeler ile transfer planı hazırlandıktan sonra bildirimde bulunmaktır. Çünkü iki aylık transfer süresinin, on günlük dönüşüm süresinin veya taahhüt koşullarının kaçırılması hâlinde varlık barışının sağladığı asıl güvence geri getirilemeyebilir.

Erol ÇEMBER
Yeminli Mali Müşavir