Hatta, olay öyle boyutlara ulaşmaya başladı ki, herkes birer hukukçu gibi dilekçeler yazar oldu, mali müşavirler gibi muhasebe ve vergi konularında uzman oldu, mimarlar gibi çizimler yapar oldu, mühendisler gibi ölçümler yapar oldu, akademisyenler gibi makaleler yazar oldu, gazeteciler gibi köşe yazıları yazar oldu. Bu liste bütün meslekler için uzayıp gidebilir. Ama bugün ele alacağımız konu, yapay zekaya yüklediğimiz, verdiğimiz bilgilerin yapay zeka tarafından başkaları için de kullanılması halinde bilgi mahremiyetinin ne olacağı meselesidir.

09.09.2026 tarihli tr.euronews.com sitesinde yer alan habere göre,

New York Üniversitesi’nden matematikçi Tristan Buckmaster ile Anthropic’te çalışan Türk matematikçi Levent Alpöge’nin araştırmasıyla başlayan ve OpenAl’ın da sansasyonel iddialarla dahil olduğu “drama” çok büyük sorunları gündeme getirdi.

Olayda her şey 1 milyon dolarlık matematik problemiyle başladı ve tartışmanın merkezinde Navier-Stokes varlık ve düzgünlük problemi vardı. Navier-Stokes denklemleri su ve hava gibi akışkanların hareketlerini matematiksel olarak tarif ediyor. Uçak tasarımından hava tahminlerine, okyanus akıntılarından kan akışına kadar akışkan dinamiğinin temel araçlarından biri olan bu denklemler son derece başarılı olsa da matematikçiler onları hâlâ bütünüyle anlamış değiller.

En önemli soru şu: Başlangıçta tamamen düzgün davranan bir akışkanın matematiksel çözümü sonlu bir süre içinde kontrolden çıkarak bir "tekillik" oluşturabilir mi? Örneğin denklem belirli koşullarda sonsuz hız gibi fiziksel olarak mümkün olmayan sonuçlar üretebilir mi?

Burada "tekillik," akışın matematiksel tarifinin bir noktada kontrolden çıkması; başlangıçta düzgün olan çözümün sonlu bir süre içinde artık düzgün biçimde sürdürülememesi anlamına geliyor.

Bu sorular o kadar önemli ki Clay Matematik Enstitüsü, 2000 yılında bunu matematiğin yedi Milenyum Ödülü Problemi arasına aldı. Olası bir çözüm 1 milyon dolarlık ödüle hak kazanabiliyor. Bugüne kadar yedi problemden yalnızca Poincaré varsayımı çözüldü. Onu çözen Grigori Perelman ise ödülü kabul etmedi.

Buckmaster ile Alpöge yaklaşık 1 yıl boyunca Navier-Stokes problemine yakından bağlı denklemler üzerinde çalıştı. Alpöge bu araştırmayı çalıştığı Anthropic adına yürütmüyordu. İkili bu nedenle çalışmalarında tek bir şirketin teknolojisine bağlı kalmadı; Anthropic'in Claude modellerinin yanı sıra OpenAI'ın Codex gibi modellerinden yararlandı.

Hikâye tam da bu noktada karışmaya başladı. Yapay zeka yalnızca yardımcı olmadı, kanıtı da kontrol etti.

Yapay zeka programlarına, araştırmacılar yayımlanmamış makalelerini kontrol ettiriyor, yazılımcılar özgün kodlarını gönderiyor, girişimciler henüz duyurmadıkları ürün fikirlerini tartışıyor, gazeteciler yayımlanmamış araştırmalarını, avukatlar metinlerini, şirket çalışanları projelerini, öğrenciler tezlerini geliştirtebiliyor.

Bu noktada kritik soru şuna dönüşüyor: Bir yapay zeka şirketi kullanıcılarından öğrendiği şeylerle giderek daha güçlü hale geliyorsa, kullanıcılar yıllarca sürdürdükleri çalışmaların mükafatını yapay zekaya kaptırma riskiyle mi karşı karşıya?

OpenAI'ın açıklaması bu açıdan özellikle dikkat çekici. Şirket, Buckmaster ve Alpöge'nin özel verilerinin Navier-Stokes çözümünde doğrudan kullanılmadığını söylüyor. Fakat Codex kullanımından türetilen anonimleştirilmiş verilerin, modellerin geliştirilmesine katkıda bulunma ihtimalini kategorik olarak dışlamıyor.

Bu haberden anladığımız Buckmaster ve Alpöge çözülememiş bir matematik problemini belli bir aşamaya getiriyor ve problemi çözerken de OpenAl/yapay zeka’dan yararlanıyor. Ancak yapay zeka Buckmaster ve Alpöge’nin çalışmalarından faydalanarak problemi onlardan önce çözme noktasına geliyor. Bu bilim insanları problemi çözdüklerinde belki de hem para ödülünü hem de örneğin Nobel Ödülünü alacak iken yapay zeka bu bilim adamlarının çalışmalarından da yararlanarak daha önce sonuca ulaşabiliyor. Gerçekten de bu örnek bilgi mahremiyeti bakımından çok çarpıcı bir örnek oluşturmuş.

Herkes yapay zeka programlarını kullanırken yapay zekanın yönlendirmesi ile çok spesifik bilgileri bu programlara verebiliyor. Bu bilgiler de yapay zekaya işleniyor ve bu bilgilerin başka kullanıcıların kullanımına sunulması durumları doğabilir. Örnek olarak bir firma hakkında yapay zekada sorgulama yaptığımda birçok bilgiyi bana sunabildi. Bizim vergi kanunlarımızda vergi mahremiyeti, ticari sır gibi düzenlemeler bulunmakta. Ancak yapay zeka bu hızla giderse bu mahremiyetlerin tamamı alt üst olabilir.

Gerçekten de bankacılık sektöründen tutun da finans sektörünün tamamı bakımından, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile diğer bakanlıklar bakımından, tüm Kurumlar Vergisi (anonim ve limited şirketler ile diğerleri) ve Gelir Vergisi mükellefleri bakımından bilgi mahremiyetinin güvenliği günümüzün ve geleceğin en önemli meselelerinden biri olacaktır. Bilgi güvenliği meselesi kamu otoriteleri tarafından da önemsenmelidir. Ayrıca gerçek kişi şahıslar ve tüzel kişi şahıslar olarak ta yapay zeka ile bilgi paylaşımında gereken dikkat ve özen gösterilmelidir.

Finansingundemi.com | Dr. Ekrem ÖNCÜ