Bu konuda farklı spekülasyonlar da yapılıyor. Bu nedenle konuyu farklı bir perspektifle ele almanın faydalı olacağını düşünüyorum.
Vergi mevzuatı ile sosyal güvenlik mevzuatı arasında yer alan ve çalışanlara sağlanan sosyal yardımların muafiyet ve istisna tutarlarındaki farklılıklardır. Bu durum, uygulamada ciddi karışıklıklara yol açmaktadır.
Bilindiği üzere çalışma hayatında çalışanlara sağlanan bazı ödemeler vardır. Bunların başında aile yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı ve yol yardımı gibi sosyal nitelikli destekler gelmektedir. Bu ödemeler, çalışanların refahını artırmayı, aile hayatını desteklemeyi ve iş hayatını kolaylaştırmayı amaçlayan uygulamalardır. Ancak burada önemli bir sorunla karşı karşıyayız, aynı ödeme kalemi için vergi mevzuatı ile sosyal güvenlik mevzuatı farklı muafiyet tutarları ve farklı uygulama esasları belirleyebilmektedir.
Bugün ülkemizde aşağıdaki tabloda da açıkça görüleceği üzere, gelir vergisi açısından belirlenen bir istisna tutarı ile SGK prim matrahı açısından uygulanan istisna tutarı çoğu zaman birbirinden farklıdır. Vergi açısından istisna olan bir tutar, SGK açısından prime tabi olabilmekte ya da tam tersi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu da hem işverenler hem de meslek mensupları açısından idari yükü artırmakta, denetimlerde ihtilaflara ve cezai sonuçlara neden olabilmektedir.
Aile yardımı ve çocuk yardımı üzerinden damga vergisi istisnası bulunmamaktadır. Çalışanlara ödenen bu yardımlar üzerinden damga vergisi hesaplanarak ödenmektedir.
Yine Aile yardımında limitler dahilince 2026 yılı için 3.303 TL SGK primi istisnası varken, vergi mevzuatında aile yardımında muafiyet sadece Kamu Çalışanları için getirilmiş, özel sektör çalışanları bu muafiyetten yararlandırılmamaktadır. Bu da çalışanlar arasında kamu çalışanı-özel sektör ayrımına neden olmakta, iş barışını bozmaktadır.
İşverenler açısından bakıldığında; bordro hazırlarken bir tarafta Gelir Vergisi Kanunu, diğer tarafta Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu dikkate alınmak zorundadır. Aynı ödeme için iki farklı hesaplama yapılması gerekmekte, bu da hem muhasebe süreçlerini zorlaştırmakta hem de hata riskini artırmaktadır.
Oysa çalışma hayatında düzenlemelerin temel amacı; kolay uygulanabilir, anlaşılır ve öngörülebilir bir sistem kurmak olmalıdır.
Yemek yardımında mevcut uygulamada, SGK istisnası 158 TL, vergi muafiyeti olarak ise 300 TL uygulanmaktadır. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" ile, İşverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL' ye kadar olan kısmının prime esas kazanca tabi tutulmayacağı düzenlenmektedir. Bu tutarın her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanacağı yönünde düzenleme yapılıyor. Bu anlamda yemek yardımı bakımından Maliye ve SGK uygulamalarında aynı tutarların uygulanması faydalı olacaktır, aile yardımı, çocuk yardımı ve yol yardımı gibi diğer sosyal yardımlarda da bu şekilde düzenleme sağlanmalıdır.
Yine çalışanlara ödenen yol yardımı da uygulamada sıkıntı yaşanan konulardan birisidir;
1.Servis hizmeti için servis araçları tahsis edilmesinde, vergi SGK primi uygulanmıyor.
2.Toplu taşıma kartı veya bileti: Bu uygulamada işverenler, çalışanlarına toplu taşıma araçlarını kullanmaları için akbil, otobüs kartı veya bilet sağlamaktadır. SGK primi ve limit dahilinde vergi kesintisi uygulanmıyor.
3.Nakit ödeme: Bu uygulamada, işverenler çalışanlarına yol yardımı için belirli bir tutarı ücretlerine ilave olarak nakit ödeyebilmektedir. yol yardımının nakit ödenmesinde, gelir vergisi istisnası/damga vergisi istisnası ve SGK Prim istisnası uygulanmıyor.
Aynı işyeri, aynı çalışan ama görüldüğü üzere farklı uygulamalardan dolayı işçilerimizin mağduriyetine sebebiyet verilmektedir.
Bu da düzeltilmesi gereken bir uygulamadır, otobüs harici ulaşım bedellerinin nakit ödenmesinin vergiden istisna edilmesi doğru olacaktır.
Vergi ve sosyal güvenlik mevzuatında yer alan bu tür istisna ve muafiyetlerde mümkün olduğunca ortak bir sistem oluşturulmalı, Maliye ile SGK arasında uyumlu bir yapı kurulmalı, aynı kalemler için aynı tutarlar ve aynı sınırlar uygulanmalıdır.
Sonuç olarak; aile yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı ve yol yardımı gibi çalışanların sosyal refahını artıran bu ödemelerde vergi ve prim istisnalarının ve muafiyetlerinin tek bir sistemde uyumlu hale getirilmesi, hem çalışma hayatı hem de kamu idaresi açısından önemli bir reform olacaktır.
Bu yönde yapılacak değişikliklerin hem iş dünyasına, hem de çalışanlarımıza önemli katkılar sağlayacağına, sendikal örgütlenmeye fayda sağlayacağına, kayıtdışını azaltacağına inanıyorum.