Dernekler Kanunu’na göre dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere en az yedi gerçek veya tüzel kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.
Türk Medeni Kanunu’na göre vakıf; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun l. inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmüne göre, dernek veya vakıflar (tüzel kişiliği itibarıyla) kurumlar vergisinin konusu dışındadır. Bununla beraber, yapacakları ödemeler dolayısıyla vergi kesme sorumlulukları söz konusudur. Genellikle işlemleri KDV’den istisna olmakla birlikte bazı hallerde KDV ödemeleri söz konusu olabilir. Bunlara ait iktisadi işletmelerin ise kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.
Derneklerin Gelir ve Kurumlar Vergisi kesintisi sorumluluğu
Gelir Vergisi Kanunumuzun 94’üncü ve geçici 67’nci maddeleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15’inci ve 30’uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15’inci maddesinin birinci fıkralarında vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar arasında sayılan dernekler, söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine veya kurumlar vergisine mahsuben, vergi kesintisi yapması mecburidir. Derneklerin nakden veya hesaben yapacakları ödemeleri üzerinden keseceği gelir ve kurumlar vergisinin, muhtasar ve prim hizmet beyanname ile ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer vergi dairesine beyan edip ödenmesi gerekir.
Derneklerin KDV karşısında durumu
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-d maddesinde iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin KDV’den istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, derneklere ait gayrimenkul ve gayrimenkul dışındaki diğer mal ve hakların kiralanması işlemi KDV Kanunu’nun 1/3-f maddesine göre KDV’ye tabi olmakla birlikte derneklere ait gayrimenkul kiralama işlemi KDV Kanunu’nun 17/4-d maddesine göre KDV’den istisnadır. Ancak gayrimenkul dışındaki diğer mal ve hakların kiralanması işlemi söz konusu istisnadan yararlanamaz.
Diğer yandan, derneklere ait gayrimenkul ve gayrimenkul dışındaki diğer mal ve hakların satışı KDV’nin konusuna girmez. Ancak derneklere ait gayrimenkul ve gayrimenkul dışındaki diğer mal ve hakların müzayede yoluyla satışı KDV Kanunu’nun 1/3-d maddesine göre KDV’ye tabidir.
Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin mükellefiyeti
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 2’nci maddesine göre dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler kurumlar vergisi mükellefidirler.
Ayrıca diğer kurumlar Vergisi mükellefleri gibi katma değer vergisi mükellefiyeti, damga vergisi mükellefiyeti ve yapacakları ödemeler dolayısıyla vergi kesme sorumlulukları da söz konusu olur.
İktisadi işletmenin belirlenmesinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 2’nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasında belirlenen koşullar dikkate alınacak olup iktisadi işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek ya da vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama almıştır.
Dernek veya vakfa ait bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilebilmesi için iktisadi işletmenin;
- Dernek veya vakfa ait veya bağlı olması (ait olma, sermaye bakımından; bağlı olma ise idari bakımdan bağlılığı ifade eder),
- Sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,
-Ticari, sınai veya zirai alanda devamlı olarak faaliyette bulunması, gerekmektedir.
Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir. Aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir.
Ticari organizasyon, sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline kaydolmak gibi unsur ve şartlardan tümü veya bir kısmı yerine getirilmek suretiyle belirli şekilde kurulmuş olacaktır. Bu takdirde bu organizasyon içinde bir takvim yılında veya iki veya üç yılda tek bir işlem yapılmış olsa dahi ticari faaliyetin varlığı kabul edilecektir.
Bütün bu koşulları taşıyan iktisadi işletmelerin sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamaları da şarttır. Aksi halde, dernek veya vakfa ait iktisadi işletme olarak değil, sermaye şirketi ya da kooperatif olarak müstakilen vergiye tabi tutulurlar.
Anılan şartları taşıyan dernek veya vakıfların iktisadi işletmelerinin;
- Kazanç gayesi güdüp gütmediklerine,
- Faaliyetin, kanunla verilmiş görevler arasında bulunup bulunmamasına,
- Tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarına,
- Bağımsız muhasebelerinin bulunup bulunmamasına,
- Kendilerine tahsis edilmiş sermaye veya iş yerlerinin olup olmadığına bakılmaksızın vergiye tabi tutulurlar.
Kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğu kabul edilecektir.
İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edebilmek için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen veya alınan malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerekir. Aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemez.
Buna göre dernek veya vakıfların eğitim ve sağlık gibi bir takım hizmetleri bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmeleri halinde, bu faaliyetler dernek veya vakfa bağlı iktisadi işletme olarak nitelendirilmeyecektir. Ancak, sözü edilen hizmetlerin yerine getirilmesi için yapılan masrafların hizmet verilenlerden tahsil edilmesi veya bu kişilerden veya ailelerinden bağış adı altında bir bedel alınması durumunda, bu faaliyetler, dernek veya vakfa ait iktisadi işletme olarak kabul edilecek ve kurumlar vergisine tabi olacaktır.
Kurumlar Vergisi’nin muhatabı
Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olarak faaliyet gösteren ve tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerce elde edilen kazançlar üzerinden tarh edilecek kurumlar vergisinin muhatabı anılan iktisadi işletmelerdir. Ancak, bu işletmelerin ayrı bir tüzel kişiliklerinin olmaması halinde tarhiyatın muhatabı iktisadi işletmenin ait veya bağlı olduğu dernek veya vakıf olacaktır.
Bazı dernekler, Dernekler Kanunu dışında özel kanunlarla da kurulabilmektedir. Hangi şekilde kurulursa kurulsun yukarıda nitelikleri açıklanan derneklere ait veya bağlı iktisadi işletmeler, Kurumlar Vergisi Kanunu ile 1/1/2007 tarihinden önce yürürlüğe giren özel kanunlarda yer alan hükümler çerçevesinde kurumlar vergisinden muaf tutulmadığı sürece kurumlar vergisinin mükellefidir.
Ayrıca, derneklerin kamuya yararlı derneklerden sayılması veya vakıflara Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış olması, bunlara bağlı iktisadi işletmelerin vergilendirilmesine engel teşkil etmemektedir.
Yabancı dernek veya vakıflara ait olup da sermaye şirketleri ve kooperatifler haricinde kalan iktisadi işletmelerin vergilendirilmesinde de yukarıda yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.





