2025 yılında Sosyal Güven­lik Kurumu kâr­dayken 2026 Ocak ayında büyük za­rarda, emeklilere bayram ikramiye­sinde artış yapıl­madı, önümüzdeki bayramda da artış yapılmayacakmış gibi görünüyor.

Emekliler Temmuz ayında enflasyon farkı alacak. Bu ora­nın da ortalama SSK ve Bağ- Kur emeklilerinde %15, me­mur ve memur emeklilerin­de ise %11 civarında olacağını bekliyoruz.

Emeklilerin beklentisi ise sadece enflasyon farkı değil ay­nı zamanda emekli aylıklarının enflasyon farkı dışında güncel­lenmesi yani arttırılması, fakat bu durumda bunun da zor oldu­ğunu söyleyebiliriz…

Sosyal Güvenlik Kuru­mu’nun (SGK) mali dengesi 2025 yılını artıda kapatmış­ken, 2026 yılının ilk ayında or­taya çıkan tablo dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor. Bir ay gibi kısa bir sürede fazla ve­ren yapıdan ciddi açık veren bir yapıya geçiş, yalnızca rakamsal değil, yapısal bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.

Rakamlar bu değişimi açık biçimde ortaya koyuyor

2025 yılı Aralık ayında

Gelirler: 618 milyar 660 mil­yon TL

Giderler: 509 milyar 243 mil­yon TL

Denge: +109 milyar 417 mil­yon TL fazla

2026 yılı Ocak ayında

Gelirler: 455 milyar 392 mil­yon TL

Giderler: 545 milyar 565 mil­yon TL

Denge: -90 milyar 173 milyon TL açık

Sadece bir ayda yaklaşık cid­di bir bozulma söz konusu.

Yıllık tablo ise farklı bir görünüm sunuyor

2025 yılı toplamında:

Gelirler: 5 trilyon 599 milyar 66 milyon TL

Giderler: 5 trilyon 563 milyar 825 milyon TL

Denge: +35 milyar 240 mil­yon TL fazla

Bu veriler SGK’nın genel dengesinin bozuk olmadığını, ancak 2026’ya girerken aylık bazda ciddi bir kırılganlık oluş­tuğunu gösteriyor.

Giderler arttı ama asıl sorun bu değil

Ocak ayında giderlerde artış olduğu açık.

Özellikle emekli aylıkları:

2025 Aralık emekli aylıkları: 335 milyar 524 milyon TL

2026 Ocak emekli aylıkları: 390 milyar 627 milyon TL

Yaklaşık 55 milyar TL’lik ar­tış var.

Ancak bu artış beklenmedik değil. Çünkü:

-SSK ve Bağ-Kur emeklile­rine %12,19 artış

-En düşük emekli aylığında %18,4 artış

-Memur ve memur emekli­lerinde %18,6 artış

Dolayısıyla gider tarafında­ki yükseliş öngörülebilir ve sı­nırlı.

Üstelik aynı dönemde:

-Asgari ücret %27 arttı

-Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi 1 puan yükseltildi

-İşveren prim teşvikleri düşürüldü

Bu gelişmeler, normal şart­larda SGK gelirlerinin gider­lerden daha hızlı artmasını ge­rektirirdi.

Ama tablo tam tersini göste­riyor.

Asıl kırılma: Prim tahsilatında sert düşüş!

Sorunun merkezi açık biçim­de prim gelirleri:

2025 Aralık prim gelirleri: 452 milyar 567 milyon TL

2026 Ocak prim gelirleri: 327 milyar 132 milyon TL

Yaklaşık 125 milyar TL’lik dramatik bir düşüş söz konusu.

Burada kritik bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor:

SGK’nın açıkladığı gelirler tahakkuk değil, tahsilat esasına dayanıyor.

Yani bu düşüş:

-Sistemden beklenen pri­min değil

-Doğrudan kasaya giren pa­ranın azaldığını gösteriyor

Bu da meseleyi çok daha kri­tik hale getiriyor.

Bu düşüş neyi işaret ediyor?

Bu tablo artık sadece “gelir azaldı” şeklinde okunamaz. Da­ha derin sorular sorulmalı:

-İstihdamda bir gerileme mi var?

Çalışan sayısındaki düşüş prim tabanını daraltır.

-Bildirimlerde zayıflama mı söz konusu?

Eksik gün, düşük ücret beya­nı veya kayıt dışına kayış ihti­mali artar.

-Tahsilat performansı mı bozuldu?

Primler tahakkuk ediyor an­cak tahsil edilemiyor olabilir.

-Ödemeler erteleniyor mu?

Nakit akışı sıkışıklığı nede­niyle ödemeler sonraki aylara kayıyor olabilir.

-Teşviklerin azalması tah­silatı da vurmuş olabilir

Bir diğer önemli nokta ise iş­veren prim teşviklerindeki ge­rileme.

Teşviklerin düşürülmesi teo­rik olarak SGK gelirlerini artır­ması gereken bir adımdır. An­cak sahadaki etkisi farklı ola­bilir:

-İşveren maliyetleri yük­selir

-Nakit akışı zorlanır

-Prim ödeme davranışı za­yıflar

Bu durumda ortaya çıkan tablo şu olabilir:

-Prim tahakkuku artarken, tahsilat zayıflayabilir

Dolayısıyla bugün gördüğü­müz düşüş, sadece ekonomik değil aynı zamanda davranış­sal bir kırılmaya da işaret edi­yor olabilir.

Asıl risk: Gelir tarafı zayıflıyor!

Ocak ayında ortaya çıkan 90 milyar TL’lik açık tek başına alarm olmayabilir. Ancak tab­lo şunu net biçimde gösteriyor:

-Gider artışı kontrol altında

-Gelir artışı beklenenin al­tında

-Prim tahsilatı ise ciddi bi­çimde zayıflamış durumda

Bu da SGK sisteminin en kri­tik ayağı olan aktif çalışanlar­dan sağlanan finansmanın sor­gulanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Sonuç: Kritik soru hâlâ or­tada

2026 yılına girerken SGK’nın karşı karşıya olduğu temel soru şu:

Prim tahsilatı neden düşü­yor?

Bu sorunun yanıtı:

-İstihdam verilerinde

-SGK bildirimlerinde

-Tahsilat performansında

-Kayıt dışı ekonomide

-Ve işveren davranışların­da aranmak zorunda.

Önümüzdeki aylarda açıkla­nacak veriler bu sorunun ceva­bını netleştirecek. Şayet prim tahsilatında toparlanma görül­mezse, karşı karşıya olduğu­muz durum geçici değil, yapısal bir sorun olarak değerlendiril­mek zorunda kalacak.

Özgür Erdursun-Dünya