Değerli okurlar, 16 Mart 2026 tarihli yazımda, Vergi Denetim Kurulunun (VDK) önceki yıl uygulamaya koyduğu “Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı”nın ikincisine bu yıl başlanması nedeniyle çok sayıda şirket ortağına gönderdiği yazılara ilişkin açıklamalara yer vermiştim.

Sanıyorum vergi müfettişlerinin yürüttüğü saha çalışmalarının sonuna gelindi. Mükelleflerin tespitlerini merkezle paylaşmalarının ardından bu program kapsamında nihai değerlendirmeyi merkez yapacak ve bazı kişileri vergi incelemesine sevk edebilecek. Bu çalışmadan çok fazla vergi incelemesi çıkmayacağını tahmin ediyorum. Çünkü zaten amaç da bu değil!

Bu yıl yaklaşık on kişinin görüşmesine ben de katıldım. Bugünkü yazımda sürece ilişkin gözlemlerimi ve değerlendirmelerimi paylaşacağım.

* Öncelikle tüm müfettişlere Excel tablosu şeklinde standart bir soru seti/formu gönderildiğini ve müfettişlerce ortaklardan alınan cevaplara göre bu formun doldurulduğunu gözlemledim. Her ne kadar sorular aynı olsa da formu dolduran müfettişin yaklaşımına göre sürecin değişiklik gösterdiğine tanık oldum. Kimi müfettiş sadece soru sormakla yetinirken, bazıları ortaklardan yazılı bilgi veya doküman aldılar.

* Soruların çok iyi hazırlanmamış olduğunu düşünüyorum. Bu süreç daha verimli yürütülebilir.

*Gereksiz olduğunu düşündüğüm soruların yanında aynı soruya birden fazla maddede yer verildiğini de gözlemledim.

* Ortaklara tebliğ edilen yazılarda özellikle şirket ortaklıkları ile ilgili bazı hatalar olduğunu gördüm. Bu hatalara inceleme tutanaklarında da rastladığım için VDK’ya bu konuya ilişkin bilgi kaynağını gözden geçirmesini/geliştirmesini öneriyorum.

* Diğer taraftan saha çalışmalarına gelir vergisi beyan süresi dolmadan başlanması doğru değil. Eğer gelecek yıl bu programa devam edilecekse, umarım beyan süresi bittikten sonra saha çalışmalarına başlanır. Böylece ilgili yıla ilişkin gelirlerin beyan edilip edilmediği ve uyumsuzlukların olup olmadığı net bir şekilde ortaya konulur.

* En temel sorular şirket ortaklarının huzur hakkı ile kâr payı alıp almadıklarına ve bunları beyan edip etmediklerine ilişkindi. Bu yolla ortaklara ciddi bir mesaj verilmiş oldu. Tahminimce bu program kapsamında açıklamaya çağrılan şirket ortaklarından huzur hakkı ve kâr payı almayanlar, bundan sonra huzur hakkı ödenmesini ve kâr payı dağıtımını sağlayacaklardır. Bu yıl sonuna kadar geçen yıla kıyasla daha çok kar dağıtımı yapılacağını düşünüyorum. Bu durum Maliyenin vergi gelirlerini artırıcı yönde sonuç doğuracaktır.

* Taşınmaz alım-satımları da sorgulandı. Alıma ilişki ödemeler ile satış nedeniyle “değer artış kazancı” yönünden gelir vergisi beyan edilip edilmediği de kontrol edildi.

* Bu görüşmelerin Maliyeye şöyle bir yararı oldu. Bazı kişiler beyanı gerektiği halde beyan etmedikleri gelirleri (ücret, kâr payı, eurobond geliri, kira, değer artış kazancı vs.) olduğunu tespit ettiler. Hiç vermedikleri beyannameleri verdiler veya verdikleri beyannamede olmayan gelirleri bu beyannameleri ilave ederek düzelttiler. Henüz bir inceleme söz konusu olmadığı için bu düzeltmeler pişmanlık yoluyla vergi ziyaı cezası olmadan yapılabildi. Yani “gönüllü uyum” yaklaşımı burada da sonuç verdi.

Çünkü bu görüşme öncesinde tebligat yapılan kişiler, tebliğ edilen yazılarda yer alan tespitlere ilişkin çalışmalarını yaptılar ve gelir vergisinde beyanı gereken gelirler konusunda bilinçlendiler. Bu sürecin böyle dolaylı bir yararı oldu.

* Ayrıca bu program ortaklarda ciddi bir farkındalık yarattı. VDK’nın kendilerine ilişkin çoğu kişisel bilgiye (özelikle banka hareketlerine ve harcamalarına) kolayca ulaştığını ve yapay zekadan da yararlanarak bunları kontrol ettiğini gördüler.

Her ne kadar gönderilen yazılarda belirtilen banka hareketlerinde hesaplar arası aktarımlar yeni bir kaynak girişi gibi değerlendirilmiş olsa da bu mükerrerlikler düzeltildikten sonra tebliğ edilen rakamların doğruluğunu görünce şaşırdılar.

Bence bu durum programın VDK açısından en başarılı sonucudur! Amaç hasıl olmuştur. Bu kişilerin şirketlerini incelemekle elde edilemeyecek sonuçlar şahıslarına ilişkin “ön inceleme” veya “sorgulama” diyebileceğimiz bu program nedeniyle sağlanmıştır.

Bundan sonra şirket ortakları çok daha dikkatli olacaklar ve kaynağını izah edemeyecekleri harcamalarını sorgulayacaklardır. Yukarıda açıkladığım üzere muhtemelen bu harcamalarına kaynak teşkil edecek gelir elde etmeye çalışacaklardır.

İş insanlarının gelir vergisi ödemelerini artırabilecek bu durum, lüks harcamalarının da azalması sonucunu doğurabilir. Tabii ki bu durum Maliye'nin dolaysız vergi tahsilatını artırırken, ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerin tahsilatını azaltabilecektir!

Kaynak: T24 | Erdoğan SAĞLAM