Tebliğ ile hem TL mevduat hem de KKM hesaplarındaki karşılık oranları artırıldı. Vade uzadıkça karşılık oranları azalsa da temelde iki kademeye indirildi. TL hesaplarda en sık kullanılan 3 ay vadeye kadar yüzde 12, 6 aydan uzun vadeler için yüzde 8 oldu. KKM’ler bakımından da 6 aya kadar yüzde 33, daha uzun vadelerde ise yüzde 22 karşılık oranı aranır hale geldi. Bu tedbirlerle beraber piyasadaki kredi maliyetinin artması ve kredi hacminin daralması hedeflendi. Ayrıca Merkez Bankası, son zamanlardaki dövizli borçlanma eğilimini de daraltmak için bankaların döviz kredilerinde aylık yüzde 2 büyümeyi aşmamaları yönünde bir sınırlama getirdi.

Hiçbir istikrar programının hiç hasarsız uygulanması söz konusu değildir. Nitekim bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 29 Mayıs günü benim de mensubu olduğum Hesap Uzmanları Kurulu’nun 79. kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen toplantının açış konuşmasında, ilaç örneği üzerinden konuyu güzel ifade etti. Bakan, uygulanan enflasyonla mücadele programının şu ana kadar gidişatının planlamalar doğrultusunda olduğunu da belirtti. Bizim değerlendirmemiz de hem Bakan hem de Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan bugüne kadarki uygulamaları itibarıyla genel kamuoyunun güven ve takdirini kazanmış durumdalar. Bu ekonomi yönetiminin hedefine ulaşması ve politikaların başarılı olması anlamında son derece olumlu bir durumdur.
 

KREDİ NOTLARI

Uygulanan ekonomi politikasına güveninin artmasıyla beraber şu an itibarıyla ülkemizin hak ettiği seviyeyi göstermeyen kredi notları artmaya devam edecektir. Zaten Bakan Şimşek de uluslararası yatırımcılarla konuşmalarında, Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyenin hemen altında olması gerektiğini kabul ettiklerini, bunu da Dünya Bankası ve benzeri uluslararası finans kuruluşlarından sağlanmakta olan fon maliyetlerinin gösterge değer (sofr veya eurobor) artı 1.5 puan civarında olduğunu ifade ederek destekledi. Bakan, ayrıca yapısal reform adımlarının da kademe kademe gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı. 

Uygulanan programa güvenin bir karinesi olarak yabancı girişleri ile beraber mahalli idare seçimleri öncesi 65 milyar negatif olan döviz rezervi neredeyse tamamlandı. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde artıya geçilebilmesi de mümkün. 
 

YABANCI SERMAYE

Şimdilik borsaya gelen yabancı girişi 1 milyar dolara bile ulaşmamışken, kamu kağıtlarına gelen yabancı sermaye tutarı 6 milyar doların biraz üzerine çıkmış bulunuyor. Yabancının en fazla geldiği kısım, klasik anlamda sıcak para dediğimiz bölümde yer alıyor. Esasen bu giriş davranışı yabancı sermayenin doğasına uygundur. Ekonomi politikası etkisini gösterdikçe ve her şey daha normale döndükçe yabancı girişinin doğrudan yatırımlara yöneldiğini görebileceğiz. Kaldı ki, şu an için bankaların ancak öz varlıklarının bir katı kadar kısa vadeli swap yapabilmeleri ve uzun vadeli swap kanalının kapalı olması nedeniyle geçmişte olan risklerin tekrar yaşanma ihtimali de bulunmuyor. Öte yandan, Merkez Bankası da gelen dövizi almak suretiyle kurda olası geri gelmeyi engelliyor ve döviz rezervlerini artırarak her türlü duruma karşı daha dayanıklı hale geliyor. 

Bu köşede zaman zaman ifade ettiğimiz üzere ihracatımızın önemli bir bölümünde talep elastikiyeti fazla olduğundan kurun geri gelmesi ihracatçılarımızın ciddi şekilde zarar görmesine, buna karşılık ithalatı avantajlı hale getireceği için de cari açığın yükselmesine neden olabilirdi. Bu, doğal olarak hiç istemediğimiz bir husus. Özetle, şu ana kadar uygulanan politika elbette birçok kesim bakımından biraz fedakarlık gerektirecek. Ancak enflasyonun kalıcı hale gelmeden önlenebilmesi için kısa ve orta vadede bu kaçınılmaz. 

İstanbul Ticaret Gazetesi | Osman ARIOĞLU

Editör: Hakan UYSAL