Kasa hesaplarının, dönem sonlarını yüksek bakiyeli olarak kapatmasının vergi incelemesine alınıp alınmayacağına yönelik yapılan risk analizlerinin en önemli unsurlarından birisi olduğu da kabul edilirse, konunun ne denli önemli olduğu daha net anlaşılır.

Avans talebi karşılanmayan işçi haklı fesih yapabilir mi? Avans talebi karşılanmayan işçi haklı fesih yapabilir mi?

Genellikle ülkemizde şirket sahipleri, şirketlerini ayrı birer tüzel kişilik olarak görmedikleri için, dönem sonu geldiğinde şirketlerin vergi kanunları açısından başını ağrıtacak konularla karşılaşmaları da kaçınılmaz oluyor. Vergi inceleme elamanları tarafından en çok eleştiri konusu yapılan konulardan birisi de dönem sonunda kasadaki bakiyenin yüksek olması diğer bir ifadeyle şişkin kasa hesaplarıdır.

Kasa hesaplarının, dönem sonlarını yüksek bakiyeli olarak kapatmasının vergi incelemesine alınıp alınmayacağına yönelik yapılan risk analizlerinin en önemli unsurlarından birisi olduğu da kabul edilirse, konunun ne denli önemli olduğu daha net anlaşılır.

Burada cevaplanması gereken üç soru karşımıza çıkmakta.

Birincisi; madem kasa hesabının yüksek bakiye vermesi, vergi inceleme sebebi ise kasada bulundurulması gereken meblağı neye göre belirleyeceğiz?

İkincisi; kasa hesabının yüksek bakiye vermesinin sebebi nedir?

Üçüncüsü ve en önemli soruda; kasa hesabı yüksek bakiye verdiğinde, işletmeyi bekleyen riskler nelerdir?

Sorularımızı cevapladıktan sonrada bu konuda yargı olaya nasıl yaklaşıyor, güncel bir Danıştay Kararı ışığında olayı değerlendirelim.

Kasada Bulundurulması Gereken Meblağı Neye Göre Belirleyeceğiz?

İşletmelerin kasa hesabında bulunması gereken tutara ilişkin standart bir ölçüt bulunmamaktadır. Bu meblağ her işletme için farklı olabilir. Hatta aynı şartlarda ve aynı faaliyet kolunda bulunan iki ayrı işletmenin kasasında bulunması gereken tutarlar bile birbirinden farklı olabilir. Bunun belirlenmesinde işletmelerin günlük ortalama nakit para ihtiyacı, nakit yönetim tercihi, faaliyette bulunulan sektör, işletmenin ölçeği vb. göstergeler dikkate alınmalıdır.

Kasa Hesabının Yüksek Bakiye Vermesinin Sebebi Nedir?

Kasa hesabının bakiyesinin yüksek olmasının çeşitli nedenleri olabilmektedir. En fazla karşılaşılan sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz.

-İşle ilgisi olduğu halde belgesi temin edilemeyen ya da belgesiz yapılan harcamalar,

- Bordrolarda kayıtlı ücretlerin dışında yapılan ödemeler,

- Şirket ortaklarının şahsi harcamalarının, eş ve çocukları ile yakınlarının giderlerinin şirket tarafından karşılanıyor olması,

- Döviz değerlenmesi sonucu oluşan kur farkları gibi fiktif gelir oluşumundan kurtulmak için bu bedellerin tahsil edilmiş gibi gösterilmesi.

Kasa Hesabı Yüksek Bakiye Verdiğinde, İşletmeyi Bekleyen Riskler Nelerdir?

Vergi mevzuatımızda kasa hesabının yüksek tutarlı bakiyeler vermesine ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak işletmeler kasa hesabında bulunan ve normalden fazla olduğu tespit edilen nakit paranın şirket ortağına kullandırıldığı varsayımıyla, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı iddiasıyla eleştiriye maruz kalabilmektedir.

Yapılan vergi incelemeleri sonucunda;

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımını düzenleyen maddesi uyarınca kasadaki bakiyenin ortağa kullandırıldığı varsayımıyla örtülü kazanç dağıtımı gündeme gelmektedir. Durumun bu şekilde değerlendirilmesi halinde de işletmenin kasasında bulunmayan söz konusu tutarlar için inceleme elamanı tarafından adat yapılarak, yani kasadaki fazla paranın ortağa kullandırılması sonucu elde edildiği varsayılan faiz gelirinin hesabı yapılarak, tespit edilen meblağ üzerinden KVK’na göre cezalı tarhiyat yapılmaktadır.

Bunun yanı sıra kasa bakiyesinde reel olarak yer almayan tutar, ortaklar tarafından kullanılmış sayılır ve finansman hizmeti olarak kabul edilir. Söz konusu finansman hizmeti için fatura düzenlenmesi ve hesaplanan faiz tutarı üzerinden KDV hesaplanması gerektiği gerekçesiyle cezalı tarhiyat yapılır.

Bu Konuda Yargının Görüşü Nasıl?

Bugüne kadar yapılan vergi incelemelerinde yukarıda belirttiğim gerekçelerle cezalı tarhiyatlar yapılmakta ve yargının da idarenin bu doğrultuda işlem yapmasını onayladığı birçok kararı bulunmaktaydı.

Ancak Danıştay Dokuzuncu Daire tarafından yakın zamanda verilen bir kararda (Esas No: 2020/5020, Karar No: 2021/3276);

“Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımından söz edebilmek için gerçek kişi veya kurum tarafından bir mal veya hizmet alım ya da satımının yapılmış bulunması, söz konusu mal veya hizmet alım ya da satımının ilişkili kişilere yapılmış olması ve bu mal veya hizmet alım ya da satımında emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak fiyat veya bedel tespiti yapılmış bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan düzenlemelerin amacının, ilişkili kişilerle mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan gerçek kişi ve kurumların gelirlerinin tam ve doğru olarak beyan edilmesini sağlamak ve transfer fiyatlandırması yoluyla vergi matrahının aşındırılmasına engel olmak olduğu görülmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda, 2011 yılına ait 100 Kasa Hesabı'nın incelendiği, hesapta bulunan yüksek tutarlı bakiyelerin ortaklara kullandırıldığı ve faiz geliri hesaplanmadığı, ortaklara kullandırılan borç parayla ilgili faiz tahakkuk ettirilmeyerek örtülü kazanç dağıtımında bulunulması nedeniyle cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacı şirketin nakit ihtiyacından fazla miktardaki kasa mevcudunun, ortaklara örtülü olarak dağıtıldığı hususunun açıkça ve hukuken geçerli şekilde tespit edilmediği, inceleme döneminde bakiyelerin yüksek seyrettiğine ilişkin yapılan tespitin tek başına transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğunu göstermeyeceği hususları karşısında eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığına”

karar vermiştir.

Yukardaki karardan da anlaşılacağı üzere, varsayımdan hareketle tarhiyat yapılamayacağını, kasadaki fazla meblağın ortaklara dağıtıldığının açık ve hukuken geçerli şekilde tespit edilmesi gerektiğini, bakiyenin yüksek olmasının tek başına transfer fiyatlandırması için yeterli olmadığı gerekçesiyle yapılan tarhiyatı kaldırmıştır.

Danıştay verdiği bu karar ile daha önce verilen kararların aksine bu konuda görüş değişikliğine gittiği anlaşılıyor. Ancak tek karar ile yargının görüş değiştirdiğini söylemek zor olsa da vergi müfettişlerinin Danıştay’ın belirttiği noksanlıkları bertaraf edecek şekilde vergi incelemelerini tamamlamamaları halinde benzer kararları daha çok göreceğimiz anlaşılıyor.

Ancak yine de vergi mükelleflerinin bu konuda dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünkü kasada bulunmadığı tespit edilen tutarlar için varsayılan bedel üzerinden adat yöntemi ile faiz hesaplanmasını ve bu tutarın gelir olarak kayıt edilmesi konusunda vergi idaresinde bir görüş değişikliği bulunmamaktadır.

Yüksek bakiyeli kasalara adat yöntemiyle sürekli faiz hesaplamak vergisel yönden oluşabilecek tüm eleştirileri ve olumsuz sonuçları maalesef engellemeyecektir. Kasa bakiyesinin sürekli olarak kabul edilemeyecek derecede fazla olan işletmelere vergisel açıdan kesinlikle kayıt dışı işlemleri olan işletme gözüyle bakılacaktır. Bundan dolayı işletmenin mali işlemleri, ortakları ile olan ilişkileri, ortaklarının şahsi vergi beyanları daha detaylı bir incelemeye tabi tutulacaktır.

Bu nedenle, kasa hesabında yüksek tutarların bulundurulmaması, yüksek bakiye vermesine neden olan işlemlerden uzak durulması, işletme nakdinin mümkün olduğunca bankada tutulması, tahsilat ve ödemelerde ise kesinlikle banka kanalları tercih edilmesi gerekmektedir. Aksi halde işletmenin vergi incelemesine alınması kuvvetle muhtemeldir.

Tüm okuyucularıma sağlıklı günler dilerim...

Erol ÇEMBER       
Yeminli Mali Müşavir