4857 sayılı İş Kanunda belirtilen haller dışında işçiye disiplin cezası uygulanabilmesinin hukuki dayanağı olabilecek olan işyeri iç yönetmeliği ile getirilecek düzenlemelerin denetiminin ise, öğretide, 6098 sayılı Trük Borç­lar Kanunu m.20 ve devamında öngörülen genel işlem koşullarına ilişkin hü­kümlere göre yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Öte yandan işverence verilen disiplin cezalarının mahkemelerce iptal edilerek, işvereni bu yönde bir işlem yapmaya zorlanması Türk Hukuku’nda düzenlenmiş değildir.  Nitekim Yargıtay’a göre, “Hukukumuzda açık bir dü­zenleme bulunmadığı için iş mahkemesince işverenin verdiği disiplin cezası­nın iptali ve işvereni bir işlem yapmaya zorlayıcı nitelikte karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece işlemin hatalı olduğunun belirtilmesi ile yeti­nilmeli, işverenin yönetim hak ve yetkisinin kısıtlanması veya ortadan kaldı­rılması anlamına gelecek şekilde hüküm kurulmamalıdır[2].

İşverenlerce hukuka uygun bir yaptırım uygulanabilmesi için önce­likle, işçinin belli bir kuralı ihlal etmiş olduğu kesin olarak tespit edildikten sonra işlem yapılmalıdır. Yeterli delil olmaksızın önyargı ya da zan ile işçi­lere yaptırım uygulanması hukuka aykırılık teşkil edebilecektir. Örneğin iş arkadaşına hakaret ettiği kamera kaydı, ses kaydı ya da tanık ifadeleri ile ke­sin olarak tespit edilememiş bir işçinin iş sözleşmesinin feshi gerçekleştiril­memelidir.

İkinci olarak, öngörülen yaptırımın, ihlal ile ölçülü olması gerekir. Yani kusurun ağırlık derecesine göre ceza öngörülmelidir. Örneğin işyeri iç yönetmeliğinde ayda iki defa işe geç kalan işçinin üç yevmiyesinin kesilmesi ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturabilecektir.

Üçüncü olarak,  işçiye verilen cezanın, parasal nitelikte, ayrımcılık teş­kil eden ya da iç yönetmelikte öngörülmeyen hukuka aykırı bir ceza olup ol­madığı gözetilmelidir. İşçinin, işyerinde disiplinsiz hareketleri ancak uyarma, kınama, aylıktan kesme, işten uzaklaştırma ve iş sözleşmesinin sona erdiril­mesi şeklinde gerçekleştirilebilir. Bunun dışında işçinin disiplinsiz davranış­larının cezası, işverence hakarete uğramak, darp edilmek ya da kişiliğinin ren­cide edilmesi olamaz.

Son olarak, işveren, yaptırımı uygularken yasada öngörülen prosedüre uygun hareket etmelidir. Örneğin işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı bir davranışının haklı feshi gerektirmesi halinde, işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren 6 işgünü içinde feshi gerçekleştirmelidir. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak al­tıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer. Disiplin kurulunun bulun­duğu işyerlerinde, olayın öğrenildiği günden itibaren 6 işgünü içinde disiplin kuruluna sevk edilmeli ve işçiye savunma hakkı tanınmalıdır. Disiplin kuru­lunun işçinin iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirilmesine karar vermesi durumunda,  disiplin kurulu feshe yetkili kılınmışsa kurulca, yoksa feshe yet­kili kişi tarafından karar tarihten itibaren 6 iş günü içinde fesih gerçekleştiril­melidir[3].

İşveren, yönetim hakkına dayanarak disiplin uygulama yetkisini kulla­nırken objektif iyiniyet kurallarına uygun hareket etmesi gerekir. Aksi halde, hukuka aykırı yaptırım uygulamasının hukuki ve cezai sonuçlarıyla bağlı olur.

Sonuç olarak, işverenin yönetim yetkisine dayanarak işçilere yaptırım uygulama yetkisi bulunmaktadır. Ancak uygulanacak yaptırımın hukuka uy­gun olması gerekir. Bu bakımından aşağıdaki dört hususun işverence yaptırım uygulanmadan önce gözetilmesi gerekir.

1.İşçinin belli bir kuralı ihlal etmiş olduğu kesin olarak tespit edilme­lidir.

2.Öngörülen yaptırımın, ihlal ile ölçülü olması gerekir.

3.Verilen cezanın, parasal nitelikte, ayrımcılık teşkil eden ya da iç yö­netmelikte öngörülmeyen hukuka aykırı bir ceza olup olmadığına bakılmalı­dır.

4.İşveren, yaptırımı uygularken yasada öngörülen prosedüre uygun ha­reket etmelidir[4].

[1] GÜZEL, Ali, UGAN ÇATALKAYA, Deniz, İş Sözleşmesinin Uygulanmasında ve İşverenin Yönetim Yetkisinin Sınırlanmasında Dürüstlük  (Objektif İyiniyet) Kuralının İşlevi Üzerine, Ali Rıza OKUR’a Armağan, Marmara Üniversitesi Hu­kuk Araştırmaları Dergisi, İstanbul Yıl 2014, C.20 S.1

[2] Y9HD. 06.12.2010 T., E.2010/33308., K.2010/36162 Legalbank.

[3] SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 20. Baskı (Tıpkı Basım), İstanbul 2020, s.129 vd.

[4] MANAV ÖZDEMİR, Eda, İş Hukukunda Kadın İşçilerin Cinsiyet Ayrımcılığına Karşı Korunması, İş Hukukunda Yeni Yaklaşımlar I, s.170-171.

Yazar Lütfi İNCİROĞLU