Sevgili okurlar, biliyorsunuz mesleğimiz olan YM-SMMM ‘ler için mali tatil başladı. Bu mali tatilin nasıl uygulandığı, iyi mi kötü mü olduğunu burada konuşmayacağız. İnşallah, meslek mensuplarının istediği gibi olacaktır sonunda.

Mali tatilden istifade ile COŞKUN ARAL’ın İMKANSIZ COĞRAFYALAR kitabını aldım ve hemen okumaya başladım. Taa Hikmet Feridun Es ve Kor savaşları, Afrika gezileri, sonra Erdem Beyazıttan, Coşkun Aral’dan ve tanıdığınız bütün seyahat yazarlarından birçoğunun kitaplarını zevkle okudum. Kendi gezilerimin bir kısmı ise www.cevdetakcakoca.com isimli sitemde ANILARIM isimli kısımda paylaşılmıştır. Sevgili okurlarım bunları okuyabilirler, eğer hala okumadılar ise.

​Coşkun Aral’ın bu kitabında 155-166 sahifeleri arası Afrika’da ÇAD ülkesindeki gezilerini ve yaşadıklarını anlatıyor. ÇAD dendiği an, ben 1950 li yıllara gittim. Orada 1001 Roman ve 1001 özel dergilerinde İKİ İZCİ’nin maceraları vardı. İki izci ve siyah panterlerinin maceraları gözümün önüne geldi. Derhal internette aradım ve çizgi diyarı sitesinde buldum. Çok ama çok memnun oldum. Önce bu siteden aldığım yazıları paylaşayım.

​1001 ROMAN adı geçtiğinde ve yine, Çizgi Diyarı sayesinde 1001 Roman serisinin Türkiye'de çizgi romanın atası sayılması gerektiğini biliyorum artık.

1. Seriden ilk örnekleri Sarkomer hocamızın paylaşımlarıyla gördüm. Düzenlemeler harikaydı. Ama bende olması gereken etkiyi yaratması, ancak onları bizzat elimde tutup görmekle oluştu.

Sarkomer hocamızın fedakarlığı hepimizce malum. Ama dediğim gibi insanoğlu gözüyle görünce anlıyor kimi şeyleri.

1001 Roman'ın ilk serisi görmeden, ellenmeden tarif edilecek bir şey değil.

Dünya tarihi içinde bulunduğumuz 21. yüzyıldan ibaret değil. 1939 yılları dünyasını, Türkiye'sini düşünmek lazım.

Bu 1. seri gerçekten muhteşem bir olaymış o yıllara göre. Kağıdı, baskı kalitesi, renkler, içindeki çizgi romanlar...

Bu paylaşımları, arşivde bulunsun diyen dostlar için yapmazdım. Çizgi Diyarı, Türk kültüründe, çizgi roman tarihimizde müstesna bir mekân. Bunu görüyor, yaşıyorum. Tarihimize ufak da olsa bir katkı, bir kaynak ... Tarihimize, kültürümüze sevgi ve saygıdan dolayı gözüm gibi değer veriyorum. Güne değil, geleceğe göre bakıyorum. 1001 Roman'ın bu serisi, serinin en muhteşemi; Adem'i, Nuh'u... Okumak yönünden ise 4. ve 5. serideki çizgi romanlar en güzelleri bence. Sihirli Göz Tim Kelli, Robot Ali,

ve Demir Pençe Coni Kugar, Canavarlar Çarpışıyor Mitek ve diğerleri ve Tolga...

Laf bitmez 1001 Roman olduğunda.

​Benim gibi arayın ve yıllardır aradığınız Tarzan macelaralarını, Brick Bradfordları okuyun lütfen.

​Benim için bir başka konuya da inceleyip paylaşmak gerekiyor.

​Çad, Libya’nın güneyinde ekvatorun ortasına kadar giden bir ülke. Meşhur Çad gölü 20.000 km2. Ve bazan 10.000 km2. Ye kadar düşüyor. Bu ülkenin de biz Türkler açısından bir aşka özelliği var. Osmanlı’nın küçülmesi sırasında maalesef, bu ülke Fransız sömürgeleri arasına girmiş, ama benim gibi meraklılar, çok daha güzel ve Türk tarihi açısından önemli bazı konuları bulup okuyabiliyor.

Mesela Türk Tarih Kurumunun ULUSLARARASI AFRİKA’DA TÜRKLER SEMPOZYUMU, AFRİKANIN SULTANLARI, TÜRK KORSANLARI, TÜRK DENİZCİLERİ gibi kitapları gençlere çok güzel şeyler öğretecektir. Milletimizin tarihte boş çalışmadığını, tarihin büyük kısmında Türklerin olduğunu, emperyalistlerin nasıl saldırdığını, SEVAKİN ADASINI, göreceksiniz.

​Ben böylece tekrar, internette bulduğum 1001 Roman ve 1001 özel dergilerini okumak bahtiyarlığına ulaşıyorum.

​Cumhuriyetin ilk döneminde özellikle yabancı dergi ve kitaplardaki gezi notlarının Türk seyyah isimleri ile paylaşıldığını görüyorsunuz.

​Batılılardan 200 yıl önce bu coğrafyaları EVLİYA ÇELEBİ’nin gezdiğini ve kitabını yazdığını okuyorsunuz.

​Şimdilik benden bu kadar.

​Birkaç kişi okur, yazarsa tekrar Türklerin Cumhuriyetin kuruluşu ile girdikleri demir dağların yani Ergeneko’nun arkasından inşallah çıktığını görebilirsiniz.