Mahmut Bülent Yıldırım'ın yazısı:

Değerli okurlar ekonomi, para ve ma­liye politikalarının çokça konuşul­duğu, vergi denetimlerinde dijital dönü­şümün devreye alındığı bir yılı daha ge­ride bırakmak üzereyiz. İşletmeler ise zorlu geçen bir yılın ardından yıl sonu kârlılık ve satış hedefleri ile bu hedefle­rin gerçekleşmelerinin sonuçlarını kar­şılaştırmaya başlamış durumdalar.

İş­letmeler gerek ticari açıdan gerekse mali açıdan geride bıraktığımız dönemin so­nuçlarını görmek adına yılsonunda bir­takım muhasebe ve vergisel işlemleri yapmak durumundadırlar. Bu işlemler muhasebenin temel kavramları arasında da ayrıca tanımlanmıştır. Faaliyet döne­minin sonuçları ile bu sonuçlar üzerin­den ödenmesi gereken vergilerin doğru hesaplanabilmesi, işletmelerin cezai iş­lemlere muhatap olmamaları için dönem sonu işlemleri ayrı bir öneme sahiptir. Yılın son günlerine gelmiş olmamız ne­deniyle işletmelerin yıl sonunda dikkat etmeleri gereken hususlardan bazılarını hatırlatmış olalım.

Sermaye artırımı

Sermaye artışı, işletmenin finansal ya­pısını güçlendirmek, yeni yatırımlar yap­mak veya büyüme hedeflerini gerçekleş­tirmek için önemli bir finansman kay­nağıdır. Sermaye artışının nakit olarak sağlanması durumunda Kurumlar Vergi­si indirimi uygulaması vergisel avantajlar sağlayabilir. Sermaye artışının bir başka vergi avantajı da finansman gider kısıt­lamasına tabi olmanın önüne geçmesi­dir. Finansman gider kısıtlaması; yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletme­lerde, kullanılan yabancı kaynaklara iliş­kin faiz, komisyon ve benzeri gider ve ma­liyet unsurlarının kurum kazancının tes­pitinde indirim olarak kabul edilmemesi uygulamasıdır. Sermaye artışı yapılarak bu giderlerin vergi matrahından indiril­mesine olanak sağlanabilir.

Tahsil edilemeyen alacakların gider yazılması

Ticari veya zirai kazancı elde edilme­siyle ilgili olmak kaydıyla; vadesinde tahsil edilemeyen ve ileride tahsil edi­lip edilemeyeceği belli olmayan senetli veya senetsiz alacaklar “şüpheli alacak” durumundadır. Ticari kazançlar tahak­kuk esasına göre vergilendirilmekte ol­duğundan alacağın tahsil edilip edilme­diğine bakılmaksızın fatura tarihi dik­kate alınarak vergilendirilirler. Tahsil edilmemiş ancak tahakkuk esasına bağ­lanarak vergiye tabi tutulmuş bu alacak­ların belirli şartları taşımaları koşuluyla gider yazılabilmesi mümkündür. Bu hal­de bulunan alacakların gider yazılması­nın bir şartı da dava açmak olduğundan yıl sonuna kadar dava açılmış alacaklar, kanunda yazılı şartlar dahilinde gider yazılabilir.

Bağış ve yardımlar

Bağış ve yardımların indirim konu­su yapılabilmesinin temel şartı makbuz karşılığı yapılmış olmasının yanı sıra birtakım kısıtlamalara tabi olması, ba­ğış ve yardımların tamamının indiril­mesine izin verilmemesi, kanunda sayı­lan kurum ve kuruluşlara yapılması gibi düzenlemeler yer alıyor. Beyannameler­de indirim konusu yapılacak olan bağış ve yardımlarda bu düzenlemeler doğ­rultusunda hareket edilmeli aksi takdir­de vergisel riskler oluşabileceği göz ardı edilmemeli.

SGK ödemeleri

Dönem sonunda dikkat edilmesi gere­ken bir diğer husus SGK prim ödemele­ridir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88’inci maddesi­ne göre kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının gider olarak yazılamayaca­ğı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemeye göre, fiilen ödenen primle­rin gider yazılması, ödenmeyenlerin ise KKEG atılması gerekiyor.

Son söz olarak 2026 yılına girerken ye­ni yılın herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun.

Mahmut Bülent Yıldırım-Dünya