Asgari ücret, birçok kişinin yanlış bildiği üzere yeni işe başlayan ya da en niteliksiz çalışana ödenen ücret değildir. Asgari ücret, bir çalışanın barınma, sağlık, gıda, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını o günün ekonomik koşullarında en düşük düzeyde karşılamasına imkân veren ücret seviyesidir.
Daha sade bir ifadeyle; kira ödeyebilen, beslenebilen, giyinebilen ve temel sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen bir yaşam düzeyini ifade eder. Bu tanım, Asgari Ücret Yönetmeliği m.4/d’de de yer almaktadır.
Bugün itibarıyla brüt asgari ücret 33.030 TL, net asgari ücret ise 28.075,50 TL’dir.
Asgari ücrete ara zam yapılıp yapılmayacağı tartışmaları sürerken, ekonomik koşullar ve şehirler arasındaki ciddi yaşam maliyeti farkları bu tartışmayı daha da güncel hale getirmektedir. Peki, bölgesel asgari ücret uygulanabilir mi?
Bu soruya geçmeden önce Türkiye’de asgari ücretin tarihsel gelişimine kısaca bakmak gerekir.
Asgari ücretin tarihsel seyri
Cumhuriyet öncesi dönemde asgari ücret kavramına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktaydı. Cumhuriyetin ilanından sonra ise çalışma hayatına ilişkin birçok temel düzenleme hayata geçirilmiştir.
1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu’nun 32’nci maddesinde asgari ücret kavramına yer verilmiş ve ücretlerin alt sınırının idari düzenlemelerle belirlenebileceği öngörülmüştür. 3008 sayılı İş Kanunu m.32 “İktisadî ve içtimaî zaruretler dolayısile İktısad Vekâletince teklif edilecek işlerde gerek saat başına veya gündelik, yahut haftalık veya aylık hesabile ve gerek parça başına, yahut yapılan iş miktarına göre ödenecek işçi ücretlerinin en aşağı hadleri bir nizamname ile tesbit edilir.” şeklindedir. Ancak bu madde, o tarihlerde pek uygulama alanı bulamamıştır.
Gerçek manada asgari ücret uygulamasına 1951 yılında başlanmıştır. Bu tarihte asgari ücret yerel komisyonlarca belirlenmiş ancak mahalli idarelerin kendi aralarındaki uyumsuzluk nedeniyle sorunlar oluşmuştur. Özellikle mahalli komisyonlar tarafından belirlenen asgari ücretlerin birbirinden epeyce farklı olduğu görülünce ülke genelinde ücret adaleti sağlanamamıştır.
Daha sonra 1967 yılında kabul edilen 931 sayılı İş Kanunu ile modern anlamda çalışma ilişkilerinin çerçevesi çizilmiş, buna paralel olarak 1968 yılında Asgari Ücret Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Yönetmelik’te asgari ücretin mahallî, bölgesel veya ulusal düzeyde belirlenebileceği açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca ücretin belirlenmesinde hayat pahalılığı, sosyal ve ekonomik durum, fiilen ödenen ücretler, toplu iş sözleşmelerindeki gelişmeler ve işin niteliği gibi kriterlerin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Bu Yönetmelikle birlikte asgari ücret, Ankara’da kurulan asgari ücret tespit komisyonunca belirlenmesi gerekiyordu ve ilk toplantı 30 Mayıs 1969 tarihinde yapıldı. Komisyon kararını 6 Haziran 1969 tarihli Resmi Gazete’de yayımladı.
Bu çerçevede 1969 yılında ilk Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmış ve Türkiye illeri sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerine göre gruplara ayrılarak farklı asgari ücret seviyeleri belirlenmiştir. Böylece Türkiye’de ilk kez bölgesel asgari ücret uygulaması hayata geçirilmiştir.
İllerin sınıflandırılması ve asgari ücret tutarları aşağıdaki gibidir.

Bu düzenleme, 1 Temmuz 1969 ile 31 Ekim 1972 arasında uygulanmıştır. Ancak süreç içinde Türkiye İşçi Partisi’nin başvurusu üzerine 931 sayılı İş Kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Dayanağını yitirmiş olmasına rağmen bölgesel asgari ücreti öngören Asgari Ücret Yönetmeliği bir süre daha uygulanmaya devam etmiştir.
Daha sonra 1475 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiş, bunu takiben 1972 yılında yeni Asgari Ücret Yönetmeliği kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile asgari ücretin mahallî, bölgesel veya ulusal düzeyde belirlenebileceği yeniden açıkça düzenlenmiş, ücretin tespitinde sosyal durum ve geçim indeksleri gibi kriterlerin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Bu çerçevede 1969’da başlatılan bölgesel asgari ücret uygulaması devam etmiş, zaman içinde kapsam ve bölge sayısı değiştirilmiştir. 1973’te tarım ve orman işçileri için ayrıca farklı ücret belirlenmiştir.
30 Haziran 1974 itibarıyla bölgesel asgari ücret uygulamasından vazgeçilmiş ve ulusal tek asgari ücret sistemine geçilmiştir. Ancak tarım ve orman işçileri için ayrı uygulama bir süre daha devam etmiş, 1989’dan itibaren ise tüm ülkede tek asgari ücret sistemi kalıcı hale gelmiştir.
Dünyada bölgesel asgari ücret uygulaması var mı?
Bölgesel asgari ücret; Portekiz, ABD, Çin, Filipinler ve Japonya gibi bazı ülkelerde farklı biçimlerde uygulanan bir sistemdir.
Özellikle Kanada ve ABD gibi eyalet yapısına sahip ülkelerde, eyaletler arasında farklı asgari ücret seviyeleri belirlenerek bölgesel farklılıklar dikkate alınmaktadır. Diğer ülkelerde ise şehirlerin veya bölgelerin ekonomik gelişmişlik düzeyi esas alınarak ücret farklılaştırmasına gidilmektedir.
Genel olarak bu sistemlerde, çalışanların yol, barınma ve beslenme gibi yaşam maliyetleri, işverenin ödeme gücü ve sürdürülebilirliği, faaliyet gösterilen sektörün özellikleri ve iş kollarının yapısı temel belirleyici kriterler olarak öne çıkmaktadır.
Biz şu an uygulayabilir miyiz?
Asgari ücret hem ülke mevzuatımızda hem de uluslararası uygulamalarda, bir çalışanın o günkü fiyat düzeyi içinde temel ihtiyaçlarını karşılamasına imkân veren en düşük ücret olarak kabul edilmektedir.
Buna göre bölgesel asgari ücret tartışmalarında temel mesele, farklı bölgelerdeki yaşam maliyetlerinin dikkate alınmasıdır. Türkiye özelinde bu, illerin kira, gıda ve ulaşım giderlerine göre analiz edilerek farklı ücret seviyelerinin belirlenmesini gerektirir.
Buna karşılık bazı yaklaşımlar, ulusal asgari ücretin yalnızca büyükşehirler için (özellikle İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi) belirlenmesini ve diğer bölgelerde daha düşük ücret uygulanmasını savunmaktadır. Bu model ciddi sosyal ve ekonomik dengesizlikler doğurabilir.
Daha dengeli bir alternatif oluşturmak için, ulusal asgari ücret düşürülmeden yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu büyükşehirlerde ilave bir ödeme uygulanabilir. Bu yaklaşım hem sistem bütünlüğünü korur hem de bölgesel maliyet farklarını kısmen telafi eder. Bununla birlikte bu tür bir düzenlemenin SGK primleri, işveren maliyetleri ve istihdam dengesi üzerinde etkileri olacağı açıktır.
Ezcümle, asgari ücretin büyükşehir dışındaki bölgelerde düşürülmesi yerine, yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu bölgelerde artırılması daha adil bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun doğurabileceği göç, istihdam ve ekonomik dengeler üzerindeki etkiler de hassasiyetle analiz edilmelidir.





