Vergi ve/veya prim borcunu ödemeyenlerin de;
Verimsizlik gibi nedenlerle ödeyemeyenlerin de;
“Af” ile ödüllendirildiği dönemler yaşadık…
***
Kısacası:
Devlete olan yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirenlerin ihtiyacı olan/olabilecek (kıt) finansal kaynağı;
Yükümlülüklerini yerine getirmeyenleri mutlu etmek, “bu alışkanlıklarını/hastalıklarını kronikleştirmek”, “yaptığını yanına kar bırakmak” ve/ veya yüzdürmek için harcadık…
***
Bu açıdan bakarsak:
Çabasıyla “milli servet” yaratan/arttıranlara;
Ve devlete olan yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirenlere (ödül gerekirken) mağduriyet yaşattık…
***
En son:
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken, esnafın vergi ve prim borcunu ödeyemediğini belirterek yapılandırma kanunu talep etti…
VELHASIL
Yaşadıklarımız:
Vergi afının “ticari ahlakı zayıflatan”, “haksız rekabete yol açan” araçların başında geldiğini kanıtlıyor…
İşini iyi yapan, yükümlülüklerini yerine getirenleri (dolaylı/doğrudan) zorda/ darda bırakıyor, üretimden uzaklaştırıyor…
***
Bütçe açığının yanısıra bu nedenlerle de vergi ve prim borçları için af kanunu çıkması beklenmiyor…
Ama…
Vergi ve prim borcu olanlara yapılandırma kanunu yerine tecil (36 aydan 72 aya taksit) kolaylığı getiriliyor. ..
***
Aftan farkı mı?
Tecil hükmünden yararlanabilmek için “borcun vadesinde ödenmesinin veya haczin tatbikinin veya haczolunmuş malların paraya çevrilmesinin borçluyu çok zor duruma düşürme” koşulu ve teminat göstermek gerekiyor…





