4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen iş güvencesi, işten çıkartılan işçilere işe iade davası açma hakkı tanıyor. İşten çıkartılan işçinin iş güvencesi kapsamında işe iade davası açabilmesi için birinci koşul, iş akdinin sona erdiği tarih itibarıyla işyerinde 30 veya daha fazla işçinin çalışıyor olmasıdır. İkinci koşul, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, üçüncü koşul ise işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesine tabi çalışmasıdır.

SORULARINIZ İÇİN: [email protected]

Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

Fesih için geçerli sebep oluşturmayan hususlar ise şunlardır:

– İşçinin sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılması,

– İşyeri sendika temsilciliği yapması,

– Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurması,

– Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,

– Doğum öncesi ve sonrası dönemde kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemesi.

Sayılan bu durumlar geçerli fesih sebebi olarak kabul edilmez.

OTUZ İŞÇİ KRİTERİ

Kanuna göre, işçinin iş akdinin feshine itiraz ederek işe iade davası açabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalışıyor olması gerekir.

İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. Örneğin, ülke çapında çok sayıda mağazası bulunan bir şirketin herhangi bir mağazasında 5 kişi çalışıyorsa, bu mağazadaki işçiler de iş güvencesinden yararlanır.

Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de asıl işin dahil olduğu iş kolundan sayılır. Otuz işçi sayısı tespit edilirken belirli-belirsiz süreli, tam- kısmi süreli, daimi – mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanların tamamı hesaplamaya dahil edilir. Bu işçilerin, fesih bildiriminin gerçekleştiği tarihte fiilen çalışması zorunlu değil, sözleşmelerinin devam etmesi yeterlidir. Ancak, hastalık, iş kazası, gebelik ya da yıllık izin kullanan işçilerin yerine geçici olarak ikame işçi alınmış ise bu işçiler 30 işçi sayısına dahil edilmez.

Çırak, stajyer ve meslek öğrenimi gören öğrenciler ile süreksiz işlerde çalışanlar ve alt işveren işçileri 30 işçi hesabında dikkate alınmıyor. Alt işveren işçileri hesaba dahil edilmemekle birlikte işverenin iş güvencesi hükümlerinden kaçmak amacıyla işçilerin bir kısmını muvazaalı olarak taşeron işçisi olarak göstermesi halinde, bu işçilerin de hesaba katılması gerektiği yönünde Yargıtay kararları bulunuyor.

İŞE İADE HAKKINDAN KİMLER YARARLANAMAZ?

Şubat ayı itibarıyla sigortalı işçi sayısı 16,2 milyon kişiye ulaşıyor. Bu işçilerden 7,9 milyonu, 30’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalıştıkları için işe iade davası açma hakkına sahip bulunmuyor.

Ayrıca, tüm koşulları yerine getirse bile işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçileri işe alma, işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi haklarından yararlanamaz.

ARABULUCU VE DAVA SÜRELERİNE DİKKAT!

İş güvencesine sahip bir işçi işten atıldığında, iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine dava açılması gerekir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlığı iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürebilirler.

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan işe iade davası açılamaz. Açılan dava usulden reddedilir. Böyle bir durumda, usulden ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulması gerekir.

İŞE İADE EDİLEN İŞÇİ BAŞKA BİR YERDE GÖREVLENDİRİLEMEZ

İşçi işe iade davasını kazanırsa işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi işe başlatmayan işveren, 4 ila 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödemek zorunda kalır.

Mahkeme işe iade kararını verirken, işe başlatmama durumunda ödenecek tazminat tutarını da tespit eder. İşveren işe başlatmama tazminatının yanı sıra işçinin boşta geçen sürelerinin dört aya kadar kısmı için doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarını ödemek zorundadır.

İşe iade kararı verilen işçinin, kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde işe başlamak için işverene yazılı başvurması gerekir. İşe başlama başvurusunun noter aracılığıyla yapılması, ileride ortaya çıkabilecek olası anlaşmazlıkları önler.

Bazen işveren işi yokuşa sürmek için işe iade davasını kazanan işçiyi, daha önceki çalıştığı yere değil başka bir adresteki işyerine gönderebiliyor. Yargıtay’ın bu konudaki kararlarına göre, işveren işçiyi farklı adresteki işyerinde çalıştırırsa, mahkemenin işe iade kararı yerine getirilmemiş sayılıyor ve tazminat ödemesi gerekiyor.

HaberTürk

Editör: Hakan UYSAL