Ekonominin başına getirilen yeni ekipten beklentiler oldukça farklıydı. Alınması gereken radikal kararlar bekleniyordu. Ancak son gelişmelere baktığımızda tam anlamıyla umutlar umutsuzluğa dönüşmüştür.

Alınan kararlara bakıyoruz, bu kararları sayın Nebati de alabilirdi. Motorlu Taşıtlar Vergisinin ikinci kez alınması, Katma Değer Vergisi oranlarının, % 20’ye çıkarılması, Kurumlar Vergisinde bazı istisnaların kaldırılması ve klasik hale gelen akaryakıta her gün zam yapılması, zaten geçmişte de uygulanan yöntemlerdi. O halde değişen ne?

Yeni ekipten en önemli beklenti yurt dışı kaynak temini yönündeydi. Bunun gerçekleşebilmesi için ise, öncelikli olarak adalet sisteminin güvenilir hale getirilmesiydi. Şimdilik bu konuda hiçbir gelişme yok. Ayrıca politika faizinin güncel hale getirilerek, tasarruf sahiplerinin yabancı para tercihlerinin durdurulması da önemli bir beklentiydi.

Vergiyi tabana yayacağız gibi klasik söylemler yerine, devlette kaynak sağlayacak adil ve daha köklü tedbirler düşünülmesi gerekirdi. Örneğin rant vergisinin bir an önce kamuoyunun tartışmasına açılması gerekmektedir. Zira vergi konusunda yıllardır patinaj yapılıyor. Sıkıştıkça ek vergiler, KDV -ÖTV oranları arttırılıyor, dolayısıyla harman yine aynı kişilere döğdürülüyor. Bunun adı vergiyi tabana yaymak değil tabanı dövmektir.

 RANT VERGİSİ NEDİR?

 Taşınmazların (arazi, arsa ve binalar gibi) farklı nedenlerle değerleri artar. Artış, enflasyon kaynaklı olabileceği gibi, kamunun taşınmazın bulunduğu bölgeye yatırım yapması veya yerel yönetimlerin imar planlarında yaptıkları değişiklikler sonrasında ortaya çıkmaktadır. Örneğin, taşınmazın bulunduğu bölgede parklar, geniş caddeler yapılması, tramvay hattının geçmesi gibi kamu yatırımları olabileceği gibi tarım arazisinin ticari alana, sanayi alanına dönüşümünün yapıldığı imar değişiklikleri taşınmazın değerinde 3-4 kat artışlar sağlayabilmektedir. Bu değer artışları sonuç olarak taşınmazın sahibinin mali gücünde de büyük artışlar yaratmaktadır.

Anayasamızın 73.maddesinde de verginin her vatandaşın mali gücüne göre alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle rant üzerinden alınacak vergiler anayasada belirtiler hususlarla da uyumludur. Dolayısıyla vergi adaletinin sağlanması bakımından mali gücü artan kişinin daha fazla vergi vermesi anayasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Mevcut uygulamada taşınmazlardan satış aşamasında ortaya çıkan değer artışlarından, değer artış vergisi adı altında vergi alınmaktadır. Ancak taşınmazın 5 yıldan fazla elde tutulmuş olması halinde değer artış vergisi alınmamaktadır. Çoğunlukla da vatandaşlar taşınmazları 5 yıldan sonra satışa sunduklarından bu vergide çok uygulanan bir vergi durumunda değildir.

Rant vergisi 15. 02. 2.020 tarihinden itibaren kısmen de olsa uygulanmaktadır. Vatandaşın veya şirketin imar değişikliği, kat artışı gibi talepleri durumunda bu vergi devreye sokulmaktadır. Ancak bu durum çok kısıtlı bir alanı kapsamaktadır. Oysa, konunun genele yayılması sağlanarak, devlete gerçek bir kaynak olması ve sıkıştıkça adaletsiz olan kolaycı yolların önünün kesilmesi açısından gereklidir.

Bu vergi başta ABD başta olmak üzere Avustralya, Danimarka ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde başarı ile uygulanmaktadır. Türkiye'nin de bu ülkelerin deneyimlerinden yararlanarak bir an önce rant vergisi uygulamasına geçmesi gerektiği kanaatindeyim.