Değerli okurlar, bir fa­son üreticisi düşü­nün. Sanayi sicil belgesi var, makineleri çalışıyor, işçileri vardiya vardiya üretim yapıyor. Siparişi veren firma ham madde­yi gönderiyor, o da işliyor, paketliyor, teslim ediyor. Kanuna göre bu firma bir üreticidir. Peki 1 Ocak 2027’den itibaren üretim kazançlarına uygulanacak %12,5 oranından yararlanabilecek mi? Tebliğe bakıldığında cevap belir­siz. Geçen hafta Resmî Gazete’de yayımlanan iade sırasında uygula­nacak faiz konusunda bir Anayasa Mahkemesi kararına da kısaca de­ğinmek istiyorum.

Kanun “üreten” diyor, tebliğ “riski taşıyan” diyor

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesi indirimli oran için iki şart arıyor: sanayi sicil belgesine sahip olmak ve fiilen üretim faali­yetinde bulunmak. Kanun metnin­de fason üretime dair özel bir hü­küm yok.

26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ise konuyu yaptıran firma açısından ele alıyor. Üreti­min bir kısmını fasona veren firma indirimden yararlanabiliyor, ama bunun için bazı şartlar aranıyor: iş riskini ve üretim organizasyonunu üstlenmek, ham madde ve yardım­cı maddeleri kendisi temin etmek, kazancın fiilî kapasite kullanımıy­la sınırlı olması. Fasoncunun ken­di kazancı hakkında tebliğde açık bir düzenleme yok.

Burada iki sorun var. Birincisi, tebliğin ölçütü kanunun ölçütün­den farklı.

Kanun “üretimi fiilen yapan” ku­ruma bakıyor; tebliğ ise ürünün ve riskin sahibine bakıyor. Bu yakla­şım sürdürülürse, makinesiyle ve işçisiyle üretimi fiilen yapan, ka­nunun aradığı iki şartı da taşıyan fasoncunun kazancı “hizmet ka­zancı” sayılıp indirim dışında bı­rakılacak mı?

İkincisi, normlar hiyerarşi­si. Anayasa’nın 73. maddesi vergi ödevinin ve bu ödevin unsurları­nın kanunla düzenlenmesini em­rediyor. Kanunun tanıdığı bir in­dirimi tebliğle daraltmak ya da kanunda olmayan şartlara bağla­mak bu ilkeyle bağdaşmaz. Tebliğ­ler kanunun nasıl uygulanacağını açıklar; kanunun kapsamını yeni­den çizemez.

İki yol var

Fasoncu bu belirsizlik karşısın­da ne yapabilir? Pratikte iki yol var.

Birinci yol: Kanunun lafzına gü­venip 2027 kazancına %12,5 ora­nını uygulamak. Bu durumda ida­re ileride farklı düşünürse, aradaki 12,5 puanlık fark vergi olarak tarh edilir. Üstüne vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi eklenir. Konu böyle bir tarhiyatla karşı karşıya kalındı­ğında yargıya taşınır. Ancak yargı olumsuz sonuçlanırsa ceza ve o za­mana kadar işleyecek gecikme fa­izi de önemli bir yük oluşturabile­cek. Yargı olumlu neticelendiğinde ise ilave bir yük oluşmayacak. Yük olarak avukatlık ücretleri ve dava süresince yaşanan stres kalacak.

İkinci yol: İhtiyatlı davranıp %25 oranında ihtirazi kayıtla be­yan etmek ve dava açmak. Ceza riski ortadan kalkar. Dava olumlu sonuçlandığında tecil faizi ile öde­nen tutar iade alınabilecektir.

AYM: Nominal iade, iade değildir

Geçtiğimiz hafta Resmi Gaze­tede yayınlanan Kararın konusu bir ücretliye ilişkin. Bir çalışanın iş sözleşmesi ikale ile sona ermiş, ödenen tazminattan gelir vergisi kesilmiş. Uzun bir yargı sürecinin ardından verginin iadesine karar verilmiş, ancak iade yalnızca ana­para olarak yapılmış. İlk derece mahkemesi faiz ödenmesine hük­metmiş. Bölge idare mahkeme­si ise, düzeltme yolunun yalnızca açık vergi hatalarını kapsadığını ve düzeltilecek bir hata bulunmadığı­nı gerekçe göstererek faiz talebini reddetmiş.

Anayasa Mahkemesi mülki­yet hakkının ihlal edildiğine karar verdi (B.No: 2021/22795). Gerek­çenin özü şu: Haksız tahsil edilen verginin yalnızca nominal tutarı­nın iadesi yeterli değildir; paranın kullanılamadığı sürede uğranılan değer kaybı da giderilmelidir.

Neyse ki artık VUK 112. Madde­sinde 4,5 ve 6. Fıkralarında yapılan düzenlemelerle haksız veya yersiz yapılan vergi ödemelerinin iade­sinde faiz de hesaplanması konu­sundaki sorun büyük ölçüde çözül­dü. İhtirazi kayıtla verilen beyana dayanan iadelerde artık Vergi Usul Kanununun 112. Maddesinin 6 nu­maralı fıkrasına göre iade tecil fai­zi ile sorunsuz yapılıyor. AYM ka­rarına konu olaylar teknik bir ta­kım ayrıntılarla ilgili yaşansa da geç de olsa sonunda çözülüyor. Velhasıl, AYM kararına bakıp öde­diğimiz fazla tutarın faizi içinde mi mücadele edeceğiz vehmine ka­pılmayın.

Pratikte ne yapılmalı?

Oran 2027 kazançlarına uygula­nacak, ama kararlar bugün verili­yor. Fason üretim yapan ya da yap­tıran şirketlere önerilerim şunlar:

Sözleşmeleri gözden geçirin. Ham maddeyi kim temin ediyor, risk kimde, fiyat hangi vergi oranı varsayılarak belirlendi? Oran far­kının nasıl paylaşılacağını sözleş­meye yazın.

Özelge isteyin. Özelge idareyi bağlamasa da, özelgeye uyan mü­kellef ceza riskinden korunur.

İhtirazi kayıtla beyan yolunu se­çerseniz zamanında dava açmayı da ihmal etmeyin.

Belgelerinizi şimdiden hazırla­yın. Sanayi sicil belgesi, kapasite raporu, üretim kayıtları, işçilik ve enerji maliyetleri, fiilî üretimin en güçlü delilleridir.

Sonuç

Teşvik, ancak mükellef ondan ne zaman ve nasıl yararlanacağı­nı önceden bildiği ölçüde teşviktir. Bu konularda ihtilaflara yol açacak belirsizlikler yaratmamak lazım. Gelir İdaresinin ilave bir tebliğ dü­zenlemesi ile çok da zaman kay­betmeden sorunu çözmesi gerek­siz stres ve ihtilafları önleyecektir.

Dünya | Zeki GÜNDÜZ