Bazen bir cümle ülkenin genel durumunu özetlemeye yetebiliyor....
Sosyal medyada bir vatandaş ülkenin durumu ile ilgili soruya verdiği yanıt çok ilginç.
“Ülkemizde bir bölümün saç tahlilinde kokain bulunurken, çiftçi ve emekli vatandaşımız saçında aynı tahlil yapılsa, % 50 ekmek, % 50 de simit çıkar” diyor
Ülkedeki gelir dağılımında yaşanan çarpıklığın bundan güzel özeti olabilir mi?
Çarpıklık bununla da bitmiyor. Bugün bir ekmek 15-50 TL arası, simit ise 20 TL civarında. Böyle giderse saç tahlilinde bunlar da çıkmayabilir.
Çünkü ne yazık ki gidişat o yönde.
2025 yılında tahıl üretimi % 12 oranında azalmış. Buğday üretimindeki azalma ise, %14 civarında.
Bazı tahıl ürünlerindeki azalmalar % 26’lara kadar olduğu görülmektedir.
Azalmanın altında yatan temel neden, çiftçilerin işi bırakmış olması ve büyük arazilerin ekilememesinden kaynaklanmaktadır.
2010 yılında 93,5 milyon dekar alan işlenirken, 2024 yılında 70,2 milyon dekar alana düşmüştür.
Bu tabloya bakıldığında gelecekle ilgili olumlu gelişmelerin olabileceğini düşünmek oldukça zor görünmektedir.
Çünkü yıllar itibariyle sürekli olarak olumsuz gelişmeler gözlenmektedir.
Örneğin, 1970’li yıllarda bu ülke ilkel Ziraat ile 10 milyon ton buğday üretebilirken, bugün gelişmiş teknolojiyle 17.9 milyon ton üretebilmektedir.
1970 yılında nüfusun 35 milyon, 2025 yılında 87 milyon olduğu düşünülürse, üretim artışı %79 gerçekleşirken, nüfus artışı %148 gibi bir tablo ortaya çıkmaktadır.
Kanaatimizce böyle bir tablonun nedeni, kendi üreticimizi desteklemiyor olmamızdır.
Zira üretim maliyetlerinin artış oranında, satış gelirleri artmamaktadır.
Oysa 2024 yılında 22 milyar dolar tarımsal ürün ithalatı yaparak aslında yabancı üretici desteklenmiştir.
Bu tarımsal ürün ithalat rakamı, övgüyle söz ettiğimiz 9 aylık turizm gelirlerimizin yarısına yakın bir rakamdır.
100 milyon dekar işlenebilecek arazi potansiyeli bulunan bir ülkenin düştüğü durum gerçekten düşündürücüdür.
Diyelim ki, tarım ülkesi olma tercihimizi bıraktık, sanayi ülkesi olma hedefini önümüze koyduk.
Bugüne kadar ülke olarak dünyanın kabul ettiği bir teknoloji markası üretebilecek mi?
Güney Kore’nin Samsung, Hyundai motor, İsveç’in EriksonTelekom gibi.
Savunma sanayinde İHA gibi olumlu gelişmelerimiz var diyoruz, ancak son günlerde yaşadığımız saldırılar gösterdi ki hava savunmamız da tam kontrol altında görünmüyor.
İhracat gelirlerimizin de çok önemli bölümü, tamamen montaj sanayinden kaynaklanıyor.
Hani derler ya ne YARDAN ne SER’den, ama biz YARDAN vazgeçtik SER ‘ de de istediğimiz yerde değiliz.
Bu hafta çok fazla rakamlarla yazıyı boğduk.
Ama rakamların gerçeği olduğu gibi gösterme huyunu da göz ardı etmemek gerekir.