Cuma günü köşemde OVP'nin (2024-2026) dönemi Merkezi Yönetim Bütçesi rakamlarını paylaşmıştım. Bugün, önümüzdeki üç yıl ile ilgili rakamları bütüncül bir anlayış ile değerlendirmeye çalışacağım.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nca hazırlanan Orta Vadeli Plan Program (OVP) (2024-2026), 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca; Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak, 06/09/2023 tarihli 32301 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

Cuma günü köşemde OVP'nin (2024-2026) dönemi Merkezi Yönetim Bütçesi rakamlarını paylaşmıştım. Bugün, önümüzdeki üç yıl ile ilgili rakamları bütüncül bir anlayış ile değerlendirmeye çalışacağım.

YAVAŞLAYAN BÜYÜME VE DÜŞEN ENFLASYON ORTAMINDA VERGİ TAHSİLATI NASIL ARTACAK?

OVP'de önümüzdeki 3 yılın toplamında aşağıdaki hedefler konulmuş:

– Kamu harcamaları toplamı: 38 trilyon 616 milyar TL

– Bütçe gelirleri toplamı: 32 trilyon 312 milyar TL (28 trilyon 279 milyar TL'si vergi gelirlerinden oluşacak)

– Faiz giderleri: 5 trilyon 358 milyar TL

– Bütçe açığı: 6 trilyon 302 milyar TL

Yukarıdaki kamu harcamaları hedefinin, hedeflenenin çok üstünde gerçekleşeceğinden tereddüdüm yok. Üstelik, önümüzdeki yıl yerel seçimler var. 2022 ve 2023'te o yıllara ait öngörülerin yer aldığı OVP'de öngörülmediği halde, ek bütçe yapmak zorunda kaldığımızı unutmayalım.

Asıl sorun; düşük büyüme, düşük enflasyon hedeflemesi yapılan önümüzdeki 3 yılda 28 trilyon 279 milyar TL vergi tahsilatının nasıl yapılacağıdır? Ülkemizde, 2020 yılı sonu itibari ile 833 milyar TL vergi tahsilat rakamının 2023 yılı sonunda 4 trilyon 270 milyar TL'ye çıkması; enflasyon, af ve yapılandırma içeren yasal düzenlemeler, Özel Tüketim ve Katma Değer Vergisi oranlarının yükseltilmesi ile diğer vergilerde oran artışları yapılması sayesindedir.

OVP'de etkinlik, verimlilik, vergi denetiminin artırılacağı vurgulanmış. Ayrıca verginin tabana yayılmasından da bahsediliyor. Bilindiği üzere; Türkiye'de vergi zaten yeterince tabana yayılmış durumda. Her 100 TL'lik verginin 67 TL'sini 85 milyon tüketici ödüyor. Dolayısıyla, Türkiye'de verginin tabana yayılması değil, tavana yayılamaması problemi var.

OVP'de, dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının orta vadede artırılacağı ifade edilmektedir. Buradaki orta vadeden 5 ile 10 yıl arasını anlıyorum. Ekim ayında Meclis açıldığında; Gelir Vergisi Kanunu'nu değiştirerek, ülkemizde “malı” değil, “parayı” takip eden bir sistemi kurmanın önündeki engel nedir?

Karbon vergisi geliyor

Önümüzdeki 3 yılda bu kadar yüksek bir vergi tahsilatı için, “karbon vergisine” mi güveniliyor?

OVP'nin “Politika ve Tedbirler” kısmının 17'nci maddesi; “Karbon vergisi niteliği taşıyan vergiler gözden geçirilecek ve tamamlayıcı karbon vergisi dahil karbon fiyatlandırma araçlarının kalkınma ve yatırım ortamı üzerinde yol açacağı ekonomik ve sosyal etkiler analiz edilecektir” şeklindedir.

Karbon vergisi, dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele çabaları kapsamında gündeme gelmiş bir vergi türüdür. Bu vergi, üretim ve tüketim faaliyetlerinden kaynaklanan karbon salınımını azaltmak amacıyla üretilen ürünlere ve hizmetlere ek bir vergi olarak uygulanır.

Bugün itibari ile Avrupa Birliği ülkeleri, İsviçre, Norveç, Birleşik Krallık, Kanada, Japonya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler, iç piyasalarında karbon vergisi uygulamaktadır.

Türkiye, 2015 yılında Paris İklim Anlaşması'nı imzalamış ve karbon emisyonlarını azaltma taahhüdünde bulunmuştur. Türkiye'nin 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %21 oranında azaltma hedefi mevcuttur.

Türkiye'de karbon vergisi uygulaması ile ilgili 2020 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karbon vergisi ile ilgili bir düzenleme taslağı hazırlanmıştı. OVP'den anladığımız kadarıyla, yıl sonuna kadar Karbon Vergisi Kanunu çıkacak ve 01.01.2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. Kanun çıkmadan, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde bu konuya ilişkin bir birim kuruldu bile.

Karbon vergisi, petrol, doğalgaz, kömür, linyit ve tüm ürünlerin üretimi, ithalatı ve satışı sırasında oluşan sera gazı emisyonlarına göre hesaplanacaktır. Karbon vergisi, ürünün karbon ayak izi ile orantılı olarak belirlenecektir. Bu vergi, Türkiye'de üretilen ürünlerin yanı sıra, ithal edilen ürünler için de geçerli olacak.

Türkiye'de karbon vergisi uygulaması, bazı sektörler için olumsuz etkiler yaratabilir. Özellikle enerji, sanayi ve taşımacılık sektörleri, karbon vergisi nedeniyle maliyetlerinin artacağından endişe etmekte haklılar. Bu durumda teşvik düzenlemeleri gündeme gelecektir. Her durumda karbon vergisi uygulaması, çevre dostu teknolojilerin ve üretim yöntemlerinin kullanımını teşvik edeceğinden, uzun vadede çevre ve ekonomi açısından faydalı olacaktır.

Önümüzdeki 3 yılda, karbon vergisi de gelse; bu kadar yüksek bir vergi tutarının tahsili mümkün değil. Dolaysız vergilere ilişkin bir düzenleme de yapılmayacağına göre,  tüketicinin cebindeki son kuruşu da alıncaya kadar tüketim vergilerinde oran artışları ile durum idare edilmeye çalışılacak.