I.GİRİŞ

Ticari faaliyetlerden elde edilen kazançlar ticari kazanç adı altında vergilendirilmekte olup ticari kazanç gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için aynı şekilde tespit edilmektedir. Nitekim kurumların kazançlarının vergilendirilmesini öneren Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.

Tüm gelir unsurlarında olduğu gibi ticari kazancın dolayısıyla kurum kazancın vergilendirilmesinde safi tutarlar dikkate alınır. Safi kazanç ise yapılan faaliyet sonucunda tahsil edilen hasılattan bu hasılatın elde edilmesi için yapılan giderlerin indirilmesi ile tespit edilmektedir.

Gelir vergisi açısından ticari kazancın tespitinde indirilecek giderlere Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde yer verilmişken kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen ödemelere ise aynı Kanun’un 41’inci maddesinde yer verilmiştir. Kurumlar vergisi açısından kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde belirtilen indirilecek giderlere ilave olarak Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinde belirtilen giderler ayrıca indirilebilecektir. Ancak kurum kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen ödemeler için Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesinde yer alan hükümler dikkate alınmalıdır.

Gelir ve kurumlar vergisi için kazancın tespitinde indirimi kabul edilen giderlerin yer aldığı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde; işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilebileceği açıklanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1-3 maddesinde yer alan bu hüküm gereğince mahkeme kararına istinaden ödenen tazminatlar kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecektir. Öte yandan ödenmesi gereken bu tazminatların teşebbüs sahibinin, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından kaynaklanmaması gerekmektedir.

Mükellefler Türkiye içinde faaliyet gösterdikleri gibi yurt dışında bulunan şubeleri aracılığıyla da yurt dışında faaliyette bulunabilir veya yurt dışında bulunan müşterilerine satış yaparak ticari ilişkide bulunabilir.

Türkiye’de yerleşik bulunan mükellefler tarafından yurt dışında yapılan veya yurt dışına yapılan işlemlerde, anlaşmazlık olması halinde yurt dışında bulunan mahkemeleri yetkili olarak belirleyebilirler.

Buna göre yurt dışında bulunan bir mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatların gider yazılması durumu bu çalışmamızda açıklanmıştır.

II.TAZMİNATLARIN GİDER YAZILMASI
II.1.Kapsamı ve Şartları

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin (3) numaralı bendine göre işle ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar gider olarak indirilebilecektir.

İşletme bünyesinde ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar;

  • Ödemenin ticari faaliyetin normal icapları ile ilgili olması,
  • Ödemenin işletme sahibinin kamu düzenine aykırı fiillerinden kaynaklanmaması,
  • Ödemenin işletme sahibinin şahsi kusurundan kaynaklanmaması,
  • Ödemenin sözleşmeye, kanun hükmüne veya mahkeme kararına dayanması,

Şartıyla 40’ıncı maddenin (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılabilir.[1]

Girişim Sermayesi Yatırım Fonları'nda vergi avantajları Girişim Sermayesi Yatırım Fonları'nda vergi avantajları

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11’inci maddesinin (g) bendinde ise sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde indirim yapılmasının kabul edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde nelerin gider olarak indirilebileceği 10 bent halinde sayılmış olup, bu maddenin (3) numaralı bendinde de işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak yazılabileceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Bu itibarla, ödenen tazminatın gider yazılabilmesi için işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine göre yapılması şarttır. İşle ilgili olmayan veya işle ilgili olsa dahi kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının şahsi kusuru nedeniyle ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar gider yazılamaz.

Örneğin (ABC) Ltd. Şti.de şoför olarak çalışan Bay X’in şirkete ait kamyonla seyir halindeyken yayaya çarparak yaralanmasına sebebiyet vermesi sonucunda,  4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada sürücünün 4/8 oranında kusurlu bulunması nedeniyle yayaya yasal faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilen 450.00.-TL maddi ve manevi tazminat kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyecektir.  Nitekim şirkete ait kamyonun sürücüsünün kusuru nedeniyle mahkeme kararına göre ödenen maddi ve manevi tazminatlar  ile söz konusu tazminatlara ilişkin yasal faizlerin kurum kazancınızın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.[2]

Ancak tarafların birbirleri ile anlaşmazlık sonucun da konunun yargıya intikal ettirilmesi halinde mahkeme kararına istinaden ödenen tazminat ve ödemeler gider olarak kayıtlara alınabilecektir.

Örneğin (A) firması 19.09.2021 tarihinde aldığı emtianın bedeli olan 250.000 TL’yi satıcıya elden ödemiş olup karşılığında herhangi bir belge almamıştır. Satıcı daha sonra bedeli tahsil etmediğinden bahiste (A) firması nezdinde dava açmıştır. (A) firması malın bedelini ödediğini kanıtlayamadığından mahkeme, mal bedelini, bedele ilişkin faiz, mahkeme harçları, vekalet ücreti ile diğer icra ve mahkeme masrafı tutarlarının (A) firması tarafından ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme kararına istinaden ödenmesine karar verilen faiz, mahkeme harçları, vekalet ücreti ile diğer icra ve mahkeme masrafı tutarlarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında kurum kazancının tespitinde gider olarak kayıtlara alınması mümkün bulunmaktadır.[3]

II.2.Yurt Dışında Bulunan Mahkeme Tarafından Ödenmesine Hükmedilen Tazminatlar

Türkiye’de yerleşik bulunan firmalar çeşitli nedenlerde yurt dışında bulunan mahkeme kararlarına istinaden tazminat ödeyebilmektedir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde mahkeme kararına istinaden ödenen tazminatların gider olarak indirilebileceği belirtilmiş olup tazminat ödenmesine hükmeden mahkemenin yerel olması şeklinde bir sınırlandırıcı hüküm bulunmamaktadır.

Bu kapsamda yurt dışında bulunan mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatlar gider olarak indirilebilecektir. Ancak burada iki özellikli durum mevcuttur. Bunlardan ilki yurt dışındaki mahkeme kararına istinaden ödenene tazminatın işle ilgili olması lazım ve işletme ve sahip/ortak/çalışanlarının kusurlarından kaynaklanmaması gerekmektedir.

Konuya ilişkin ikinci önemli olan husus ise yurt dışında bulunan mahkeme tarafından verilen karar ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un ‘Kapsam’ başlıklı 1’inci maddesinde; yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu Kanun ile düzenlendiği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un ‘Tenfiz Kararı’ başlıklı 50’nci maddesinde de; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi için yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme ise asliye mahkemesidir. Tenfiz kararı, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.

Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır:

  • Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri.
  • Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti.
  • Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.

Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:

  • Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.
  • İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.

Mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir. Bu karar yabancı mahkeme ilâmının altına yazılır ve hâkim tarafından mühürlenip imzalanır. Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur.

Görüleceği üzere yabancı memleketlerde hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların, takibi yapılacak ülkede icra olunabilmesi o ülkedeki yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfiz kararı verecek olan mahkeme, tenfiz şartlarına bağlı olarak tahkim kurulu kararının, kısmen veya tamamen tenfizine veya değiştirerek istemin reddine karar verebilmektedir. Ayrıca, söz konusu tenfiz kararlarının temyiz edilebilme imkanı da bulunabilmektedir.

Bu kapsamda mükellefler nezdinde yurt dışında açılan davalarda, mükellefin tazminat ödemeye mahkum edilmesi halinde söz konusu tazminatların kazançtan indirilebilmesi için yurt dışında verilen mahkeme kararı ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararının verilmesi gerekmektedir. Tenfiz kararı olmaksızın yurt dışında bulunan mahkeme kararına istinaden ödenen tazminat tutarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında ilgili dönem kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.[4]

III.SONUÇ

Gelir Vergisi Kanunu’nun Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi mahkeme kararına istinaden ödenen tazminatların gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilebilmesine imkân tanımıştır.

Ödenen tazminatların gider yazılabilmesi için; işle ilgili olması, sözleşmeye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenmesi ve söz konusu zararın teşebbüs sahibinin kusurundan doğmamış olması gerekmektedir. Mukavelename, ilam veya kanun emri olmaksızın ödenen tazminatların gider yazılması mümkün değildir.

Yurt dışında bulunan mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatların gider yazılabilmesi için ayrıca bu karar ile ilgili olarak Türkiye’de yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararının verilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun

Beyanname Düzenleme Rehberi, Vergi Müfettişleri Derneği, Ankara 2021.

GÖK, O. Gelir Vergisi Matrahının Tespiti ve Beyanı, Vergi Müfettişleri Derneği, Ankara 2021.

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 25.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-420 sayılı özelgesi

Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 06.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-KV-11-4-197 sayılı özelgesi

Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 28.04.2014 tarih ve 19341373-125[ÖZELGE-2013/11]-35 sayılı özelgesi

[1] Beyanname Düzenleme Rehberi, Vergi Müfettişleri Derneği, Ankara 2021, s.82

[2] İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 25.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-420 sayılı özelgesi

[3] Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 06.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-KV-11-4-197 sayılı özelgesi

[4] Adana Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 28.04.2014 tarih ve 19341373-125[ÖZELGE-2013/11]-35 sayılı özelgesi

Abdullah SAĞLAM
Vergi Direktörü, E. Vergi Müfettişi