Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi" başlıklı 70 inci maddesinde, binaların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmış, 72 nci maddesinde yer alan "Gayrimenkul sermaye iratlarında, gayrisafi hasılat, 70'inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır." hükmü uyarınca gayrimenkul sermaye iratlarında tahsil esası benimsenmiştir. Öte yandan Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ayın olarak tahsil edilen kiralar, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmüne yer verilmiş olup, aynı maddenin birinci fıkrasının (5/a) alt bendinde ise; 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (2009/14592 sayılı B.K.K ile % 20 Yürürlük; 03.02.2009) tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı Kanunun "Toplama Yapılmayan Haller" başlıklı 86 ncı maddesinin birinci bendinin (c) alt bendinde; vergiye tabi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2013 yılı için 26.000-TL) aşmaması koşuluyla, Türkiye'de tevkifata tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmeyeceği hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, "Devre Mülk Hakkı" 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57-65 inci maddelerinde düzenlenmiş ve devre mülk hakkının mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı ve bağımsız bölümünden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabilen bir hak olduğu belirtilmiştir. Devre mülk hakkı, satışa konu edilebildiği gibi kiralama konusu da edilebilmektedir.

Devre mülk hakkı nitelik itibariyle gayrimenkul olarak tescil edilen bir hak olduğundan, bu tür hakların kiralanmasından elde edilen gelir de 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70/4 üncü maddesine göre gayrimenkul sermaye iradıdır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 2013 yılında almış olduğunuz devre mülkün yine aynı yıl içerisinde kiraya verilmesi sonucu kiracı konumunda bulunan şirket tarafından tarafınıza kira ödemesi yapılması yerine hediye tatil kullanımı adı altındaki ayni ödeme veya hediye tatil karşılığı yapılan nakdi ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, elde ettiğiniz kira gelirinin brüt tutarının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2013 yılı için 26.000 TL olup, beyanname verme sınırı olan 26.000 TL'nin aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile mesken kira gelirlerinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı ve bu toplamada beyana tabi başkaca gelirlerinin olup olmadığı hususları birlikte dikkate alınacaktır.) aşması halinde beyana dahil edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan söz konusu ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi ve kurumlar tarafından yapılması halinde kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı ve beyanname verilmesi halinde, kira ödemeleri üzerinden yapılan tevkifatların beyannamenin kesinti yoluyla ödenen vergiler satırına yazılmak suretiyle mahsup edilebileceği tabiidir.


Emsal bir yargı kararı

“Devre mülk hakkının kiraya verilmesi durumunda elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı geliri olduğu kuşkusuzdur. Bu faaliyetlerin bir şirket bünyesi dahilinde yapılması halinde kuşkusuz bu faaliyet kurumlar vergisi kapsamında değerlendirilmektedir. Söz konusu devre mülk hakkının kiraya verilmesi halinde bu faaliyetin bir gerçek kişi tarafından icra edilmesi halinde gelir vergisi gündeme gelecektir.

Geçtiğimiz yıllar yaşanan bazı olaylar ve organizasyonlar kapsamında ……………… unvanlı şirketten kiracı olarak hediye tatil adı altında davacıya ödenen paraların da gayrimenkul sermaye iradı olduğu varsayımıyla tarhiyat yapıldığı görülmekte ise de, öncelikle devre mülk hakkının kiraya verilmesi için ortada kiralamaya hazır bir taşınmazın olması gerekmesine rağmen, davacının devre mülk hakkına sahip olduğu taşınmazın mesken olarak kullanılmaya elverişli ve kiralanmaya hazır durumda olup olmadığı hakkında davalı idarece bir inceleme yapılmadığı, ikinci olarak kiralamaya hazır bir taşınmaza ilişkin devre mülk hakkının kiralanması karşılığında bir gelir elde edilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından elde edilen paraların ise bir başka yerde davacıya sunulan hediye tatillerin kullanılmaması nedeni ile ödendiğinin görüldüğü davalı idare tarafından da durumun aksinin ispatlayacak yani devre mülk hakkının kiraya verilmesi karşılığında ödenen bir paranın mevcut olduğu hususunda hukuken kabul edilebilir hiçbir delilin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, iş bu ihtilafta 193 sayılı GVK’nın 70. Mad. uyarınca gayrimenkul olarak davacı adına tescil edilen bir hakkın kiraya verilmesinden bir gelir elde edildiği davalı idarece somut kanıtlarla ispatlanamadığından varsayıma dayalı olarak yapılan gelir vergisi tarhiyatında hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” şeklinde davanın kabul edildiği ve dava konusu vergi ve vergi ziyaı cezalarının iptali şeklinde karar verilmiştir.