O gün yazıyı VUK m.148 kapsamın­da bir bilgi isteme olarak görmüş ve en azından yazı gönderilen mükel­leflerin bir kısmı (İncelemeye Ha­zırlık Dosyası uygulaması mükellef nezdinde bir vergi incelemesi baş­latılmadaan işletilmişsse) için he­nüz başlamış bir inceleme olmadı­ğı kanısını dile getirmiştik. VDK, 23 Ekim'de uygulamanın ilk bilanço­sunu açıkladı.

Öncelikle ve tüm netliği ile belirt­mek isterim ki VDK nın elektronik ortamı, verileri kullanarak yaptığı risk değerlendirme çalışmaları ne­ticesinde, çok sayıda riskli gördüğü mükellefle gördüğü riski paylaşma­sı ve inceleme öncesi mükelleflere gönüllü düzeltme imkanı veren yol­lar açması yerinde bir uygulama.

Denetimsiz ve cezasız uyum mümkün değil. Sürekli aflarla des­teklenmiş denetimsizlik ortamında gönüllü uyum beklemek hayaldir. Geldiğimiz noktada denetim, kural­lara uyum, uymayanların cezalandı­rılması konusunun daha önce de çe­şitli vesilelerle ifade ettiğimiz gibi Devletin tüm birimlerince ve her­kese karşı ödünsüz uygulanması ha­linde başarı şansı bulunmaktadır.

Sadece bir kurumun çok başarı­lı olması çok başarılı sonuçlar üre­tilmesi sonucunu yaratamaz. Dev­letin mükelleflerinden kepçeyle topladığı kamu kaynaklarının, ku­rumların görevlerini layıkıyla yeri­ne getirmemesi nedeniyle, kazanla birilerine adeta sunulduğu, kanun­lara aykırı hareket edenlerin müey­yidesiz kaldığı ortamlarda , başarılı uygulamalar belki de adaletsizliği derinleştirme sonucunu veya ba­şarılı sonuçların oluşması veya be­nimsenmesini engelleyen psikolo­jik direnci doğurur.

Toplum olarak hep birlikte eski­lerin deyimiyle takkeyi önümüze koyup düşünmememiz gerekiyor. Bütün bunları tekrarlamamın nede­ni, özellikle bu son fon rezaletinde olan bitenleri gördükten sonra ken­dimi, yaptığımız işi sorgu­lamamdan da kaynaklanı­yor. Biz ne yapıyoruz? Vergi kanunlarının doğru yoru­mu, uygulanması için didi­nirken, ortaya dökülen ka­ba ve vahşi hukuksuzluklar karşısında insan yaptığı iş­ten adeta soğuyor.

Bu köşenin, yazılarımı­zın amacı da tamamen bu. Gerek Mali İdarenin ge­rekse mükelleflerin hukuki uygula­ma ve uyum süreçlerine destek ol­ma, birbirlerini anlamalarına köp­rü-tercüman olma çabasındayız.

Bu kadar iç dökme yeter. Yine kal­dığımız yerden, doğru, iyi, hukuki uygulamaların yapılması için uyarı, eleştiri, görüş paylaşma desteği ver­meye devam edelim.

Rehber kanunu daraltır mı?

VDK İnelemeye Hazırlık Yazıları programının ilk sonuçlarını paylaş­tı. Açıklamaya göre sahte belge kul­lanımı riski taşıyan 5.543 mükelle­fe e-tebligatla "İncelemeye Hazırlık Yazısı" gönderilmiş. 1.900 mükellef düzeltme beyannamesi vermiş ve toplam 23,4 milyar TL tutarındaki faturayı kayıtlarından çıkarmış. Bu, mükellef başına ortalama 12 milyon TL'nin üzerinde demek. 622 mükel­lef düzeltme yapmadan açıklama ve belge sunmuş. 1.126 mükellef ise riskli faturaları yazıdan önce kendi­liğinden çıkardığını bildirmiş.

Bu üç grubu toplayınca 3.648 eder. Geriye kalan 1.895 mükellefin ne yaptığı açıklamada yer almıyor. Üstelik süreç tek bir vergi müfetti­şi görevlendirilmeden ( dolayısıyla bu mükellefler nezdinde henüz ver­gi incelemesine başlatılmadan), ta­mamen sistem üzerinden yürütül­müş.

Yazı bilgi isteme yetkisine (m.148) dayanılarak gönderilmiş. VDK'nın İHD rehberinde, İHD ko­nusu riskler için pişmanlık hüküm­lerinden yararlanılamayacağını be­lirtiliyor . Oysa m.371’e göre, piş­manlığı esas olay hakkında ihbar yapılmış ya da vergi incelemesine başlanmış olması hallerinde piş­manlık hükümleri uygulanamıyor. Bilgi isteme yazısı bu hallerden bi­ri değil ve tek başına "kendiliğin­den haber verme" şartını da ortadan kaldırmıyor. İncelemenin başlama­sı için inceleme başlama bildirimi gerekiyor.

Bir rehber, kanunun tanıdığı bir hakkı ortadan kaldıramaz. Anayasa m.73'ün üçüncü fıkrası vergiyle il­gili ödevleri kanunla sınırlıyor. Bu hakkın sınırları da ancak kanunla çizilebilir. İdare, kanunda olmayan bir aşama yaratıp o aşamaya kanun­da olmayan bir sonuç bağlıyorsa, or­tada bir normlar hiyerarşisi sorunu var demektir.

"Bilmediğinizi kanıtlayın"

Satıcının sahte belge düzenleyi­cisi olduğunun tespit edilmesi, o fa­turayı otomatik sahte belge yapmaz. Vergi incelemelerinde de sürdürü­len yaklaşım İHD de de sürdürülü­yor. Bilerek veya bilmeden kullan­ma tartışması ancak alıcının fatura­sının o mükelleften alınmadığının sabit olduğu durumlarda yapılması gereken bir tartışma. O satıcı ger­çek mal ve hizmet satışı yanında sahte belge de düzenliyor olabilir. Alış faturalarının sahte olması tüm satış faturalarını da otomatik sahte belge yapmaz. Satıcı nezdinde va­rılan sonuç sonrasında alıcılar ne yaparsa yapsın, hangi belgelerle iş­lemin gerçekliğini ve faturanın o şirketten alındığını ortaya koyma­ya çalışırsa çalışsın itibar edilme­diğini, mükellefe sadece bilerek mi bilmeden mi kullandı şeklinde de­ğerlendirme yapılmaya çalışıldığı­nı müşahede etmekteyiz. Tabi bu bizim belki oldukça sınırları sayıda mükelleflerdeki gözlemlerimiz. Bu gözlemlerimizi genelleştirme iddi­asında da değiliz.

Danıştay'ın yerleşik yaklaşımı da bu yönde. Faturaya konu mal ve­ya hizmetin gerçekte o mükelleften alınmadığının somut tespitlerle or­taya koymak idarenin görevi. Alı­cı nezdinde karşıt inceleme ve mal akışının araştırılması bu tespitin parçası.

İHD ise bu araştırmayı müfettiş­siz bir ekrana bırakıyor. Malı ger­çekten almış, bedelini bankadan ödemiş bir alıcı bile kendine şu so­ruyu soruyor: Uzun bir inceleme mi, yoksa faturayı kayıttan çıkarıp kapatmak mı? 1.900 düzeltmenin ne kadarı gerçekten sahte belge ka­bulü, ne kadarı incelemenin maliye­tinden kaçış? Bunu bilmiyoruz.

Yazı geldiyse ne yapmalı?

VDK'nın erken uyarı ve gönüllü uyum hedefi doğru. Uzun inceleme­ler ne idareye ne mükellefe yarıyor. Ama gönüllü uyum, kuralları önce­den bilinen bir zeminde kalıcı olur. İHD'nin hukuki niteliği, pişmanlık­la ilişkisi ve ceza sonuçları bir ka­nun hükmüyle ya da en azından bir genel tebliğle açıkça düzenlenmeli. Rehberdeki bir soru-cevap bu yükü taşıyamaz.

O zamana kadar yazı alan mükel­lef için önerilerim şunlar:

Fatura fatura değerlendirin. Toptan bir düzeltme kararı yerine her faturanın mal akışını, sevk ve taşıma belgelerini ve banka ödeme­sini ayrı ayrı kontrol edin.

Gerçek alımı belgeleyin. Malı gerçekten aldığınızı gösterebiliyor­sanız faturayı kayıttan çıkarmadan önce iki kez düşünün.

Açıklamayı bir dava dilekçe­si gibi hazırlayın. Sisteme yükle­diğiniz her belge, olası bir incele­mede ve davada aleyhinize de kulla­nılabilir.

Pişmanlık, düzeltme ve ih­tirazi kayıt seçeneklerini karar vermeden tartın. Ağustos'taki ya­zımızdaki dört ölçüt hâlâ geçerli: ceza riski, ödeme gücü, dava niyeti ve uyumlu mükellef indirimi.

Dünya | Zeki GÜNDÜZ