Uzun vadeli nakit akışları, bütçe planlamasını şirketlerin bugünden masaya yatırması gerekebilir.

2027 yılı; şirketlerin bütçesini yenilediği sıradan bir yıl olmayacak. 2027’de uygulamaya konulacak kurumlar vergisi indirimiyle, yatırım ve sermaye stratejisinin yeniden belirleneceği bir mali yıl olabilir. Reel sektörden yabancı sermaye girişine kadar, geniş bir ekonomik dalgalanma yaratabilir.

Özellikle imalat sanayi firmaları, ekonominin ana omurgasında yer alıyor. Enflasyonun etkisi, yüksek maliyet ve artan finansman yüküyle beraber, birçok şirket gibi ayakta kalmakta güçlük çekiyor. İmalat sanayi üzerindeki yükü hafifletmek için 7582 sayılı Kanun kapsamında, üretim faaliyetinde olan firmalara Kurumlar Vergisi oranı yüzde elli indiriliyor.

2027’de kazançlardan ödenen kurumlar vergisi yarıya düşecek

Yeni düzenlemeye göre; sanayi sicil belgesine sahip olan ve fiilen üretim faaliyetinde bulunan şirketlerin, üretim faaliyetlerinden elde ettiği kazançları ve zirai üretim faaliyetiyle uğraşan kurumların da bu üretim faaliyetleri sonucunda elde ettiği kazançları üzerinden, yüzde 25 vergi yerine yüzde 12,5 kurumlar vergisi uygulanabilecek. 2027 yılında yürürlüğe girecek.

Sanayi sicil belgesi olan ve bu belgeye göre yazılım, bilişim ve benzer alanlarda üretim faaliyeti bulunan şirketlerin de bu indirimden yararlanabileceği görülüyor.

Ülkemizde kurumlar vergisinin genel oranı %25 olarak uygulanıyor.

Örneğin; 200 milyon TL üretim kazancı elde eden bir şirket, günümüzdeki uygulamada %25 kurumlar vergisi ile 50 milyon TL vergi ödemesi gerekirken, 2027’de yeni düzenlemeye göre %12,5 vergi oranıyla 25 milyon TL vergi ödeyecek. Bu durumda şirket, 25 milyon TL vergiden istisna kapsamında olacak.

İmalat ve üretim faaliyeti olan şirketlere vergide indirim

7582 sayılı Kanunla getirilen 2027’de yürürlüğe girecek yüzde 12,5 vergi oranı, sadece Kurumlar Vergisi mükelleflerini kapsıyor. Sanayi sicil belgesine sahip olsa dahi şahıs firması kapsamındaki Gelir Vergisi mükellefleri, bu indirimden yararlanamayacak. Bu hususta dikkat çeken ayrıntı ise; küçük esnaf yine artan oranlı vergilerle, üretim faaliyeti de olsa elde ettiği kazançlar üzerinden, mevcut gelir vergisini ödemeye devam edecek.

Rekabeti artırmak, pazar payını genişletmek, ihracatı teşvik etmek amacıyla, devlet destekli olan yüzde 12,5 kurumlar vergisi indirimi tahsil edilmeyecekse, bu vergi yükünü kim karşılayacak?

Maaşlar artan oranlı gelir vergisi ve yıllık zamla eriyor!

Çalışanın brüt ücretinden, yıl içinde SGK ve vergi kesintisi yapılıyor. Yıllık zam ile alım gücünün altında maaşlar eriyor. Ücretli çalışanın, net ücretinin de ödenen vergilerle hızla azaldığını görüyoruz. Yılın ortasında ise ücretlinin gelir vergisi diliminin, yüzde 27 oranına girdiğini de düşünürsek, asgari ücretli, beyaz yakalı, milyonlarca çalışan vatandaşın, bu artan oranlı vergi dilimleriyle maaşları yoksulluk sınırı altında kalıyor.

2027 yılı bütçe teklifi ile tahsilinden vazgeçilecek verginin, yaklaşık 1.trilyonu aşacağı öngörülüyor. Yatırım ve teşvikler, krediler, KDV, ÖTV, Damga Vergisi, Gümrük Vergisi ve Kurumlar vergisi indiriminin de eklenmesiyle, işletmelerin maliyeti de düşebilecek.

Bu durumda şirket yatırım yaparken, üretilen malın vergisini kim ödeyecek?

Her gün artan zam, hayat pahalılığı ile mücadele eden küçük esnaf, kobiler, ücretli çalışanın payına düşen ise hiç kazanmadığı bir gelirin vergisini mi ödemek olacak?

Yeni yılda vergi indirimi, şirketler için düzenlenmiş olsa da faturasını vatandaşın ödeyeceği, dar gelirlinin yükü daha çok hissedeceği bir vergi yılı mı olacak? Yoksa refah içinde yaşamayı hayal ettiği bir geleceğin başlangıcı mı? Zaman gösterecek…

Ekonomim.com | Özlem KARAHAN