Günlük yaşantımızda aldığımız kararlarla öncelikle kendimize ne fayda sağlayacağımızı değerlendiririz.

Bu kararların güncel olduğu gibi, gelecekteki beklentilerimizi de karşılayıp karşılamadığına bakarız.

Aslında bu davranışlarımız bizim kendi geleceğimizin siyaseti olarak da değerlendirilebilir. Doğal olarak bu kararları alırken bazı değerlendirmeleri yaparız.

Ancak, kişisel değerlendirmelerimiz tek başına yeterli olmayabilir. Genel yapının da yani ülkenin genel durumunun da analiz edilmesi gerekmektedir.

Demokrasilerde devletin de alacağı kararlar buna benzer mahiyettedir.

Demokrasilerde devlet adına irade kullanan hükümetlerdir. Doğal olarak hükümetler de bir siyasi yapıdan oluşur. Dolayısıyla hükümetlerin alacağı kararlar, hükümeti yöneten siyasi partinin siyasi anlayışına göre olacaktır.

Sonuç olarak, o siyasi partinin genel görüşünün kimden yana olduğu yapacağı icraatın yönünü belirleyecektir.

Klasik söylem olarak, siyasi yapıların ben tüm halkı kucaklayacağım gibi söylemleri çok bir anlam ifade etmemektedir. Esas olan icraatlarının kimden yana olduğunun doğru gözlemlenmesidir.

Olaylara biraz eleştirel bakıp, biraz da matematiksel yorumlandığında gerçek niyeti anlamak zor olmayacaktır.

Tüm bunları neden yazıyorum?

Son günlerde meclise yeni bir torba yasa sunuluyor. Bu torba yasa da ağırlıklı olarak vergisel düzenlemeler yer alacak. Geçen haftaki yazımda kısmen söz etmiştim. Birçok CEK – CAK’ la biten liste mevcut.

Bu düzenlemelerin halkın büyük kesiminin çıkarlarına uygun bir vergisel düzenlemeler olup olmadığını anlamak gerekmektedir

2023 yılı bütçesinde vergi gelirleri 4,2 trilyon TL idi. 2024 yılında ise toplam vergi gelirleri 8,3 trilyon TL olarak bütçelendi. Artış oranı % 100.

Görüldüğü üzere hükümet kendi gelirlerini %100 arttırırken, çalışan ve emeklilere % 50’yi bile çok görüyorsa, bu durum sorgulanması gerekmektedir.

Diğer önemli bir konu ise;

Ülkemizde vergilerin % 65’i KDV-ÖTV vesaire gibi dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Vatandaş harcama yaptığında bu vergileri sürekli ödüyor. Varsayalım ki 300.000 TL aylık geliri olan bir vatandaş bu gelirin 150.000 TL sini harcıyorsa gelirinin % 50’si kadar dolaylı vergi ödemiştir. Geliri aylık 20,000 TL olan bir vatandaş tamamını tüketeceğinden o ise gelirinin % 100’ü kadar dolaylı vergi ödemiş olmaktadır.

Bu nedenle dolaylı vergiler adaletsiz vergilerdir.

Eğer gerçekten vatandaşın çıkarına bir vergi reformu düşünülüyorsa, dolaylı vergilerin % 65 oranı zaman içinde % 30’lara kadar düşürülmesi hedeflenmesi gerekir. Mevcut çalışmada bunlar var mı? Tabi ki yok

Oysa böyle bir düzenleme olsa, toplam 8,3 trilyon verginin, % 35 tutarı 3 trilyon civarında vatandaşın bir tasarrufu olacaktır. Bu tutar vatandaşın cebinde kalacağından refah düzeyi o oranda artmış olacaktır. İşte halk çoğunluğu yararına siyaset budur.

Toplam vergilerin % 25’de stopaj yolu ile kesilen vergilerdir. Yani ağırlıklı olarak çalışanlardan alınan vergilerdir. Geriye kalan % 10 dur.

Bu % 10, diyoruz ya ihracatçılarımız var, arabalar üretiyoruz, büyük inşaatlar yapıyoruz ve dolu dolu çalışan hizmet sektörümüz var işte bu kesimin ödediği vergidir.

Matematik ortada bu vergi politikalarını yıllarca ısrarla sürdüren, nereden buldun sorusunun sorulacağı bir sistemi hemen ortadan kaldıran bir siyasi anlayış sizce kimden yanadır, sorulması gereken bu değil mi?

Matematik hesabı yapmak ufkumuzu açar, o nedenle matematik biraz sakıncalı gibi!


İSU’ YA TEŞEKKÜR

Pazar günü Kandıra Seyrek’teki evimde misafirlerimizle birlikteyiz. Saat 15 suları suyum kesildi. 185 telefon numarasından İSU’yu aradım. Durumumu açıkladım. İlgili kişi yardımcı olacağını söyledi. Kısa bir süre sonra İSU personelinden biri tekrar arayarak adresimi sordu ve 15 dakika sonra geldi. Sorunumu kısa sürede nezaketle çözdü. Gerçekten çok mutlu oldum. İSU'nun hizmetteki bu kalitesi vatandaşa saygının bir örneğiydi. Eleştirilerimiz oluyor ama böylesi güzel hizmetlere de teşekkür etmemiz gerekiyor. Başta Büyükşehir Belediyemiz, İSU yöneticilerimiz ve çalışanlarımızı kutluyor ve teşekkür ediyorum.