Finansal raporlama sahtekarlığı, ekonomik istikrar ve iş performansı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yatırımcıların, alacaklıların ve diğer paydaşların karar alma süreçlerinde kullandıkları bilgileri çarpıtmaktadır.

Finansal raporlama dolandırıcılığı, kurumsal yönetimin en tehlikeli ihlallerinden biridir. Bu olgu, yalnızca şirketlerin veya bağımsız denetim kuruluşlarının itibarı üzerinde değil, aynı zamanda bir bütün olarak ekonomi üzerinde de yıkıcı bir etkiye sahiptir. Özellikle sermaye piyasasında borsada işlem gören şirketlerde meydana geldiğinde, yatırımcı ve kamuoyu güvenini zedelemektedir. Günümüzün son derece küreselleşmiş ve şeffaf ekonomik ortamında, finansal raporlama dolandırıcılığıyla etkili bir şekilde mücadele etmek, kamu ve özel denetim kuruluşları için kritik bir görev haline gelmektedir.

Finansal raporlama sahtekarlığı, ekonomik istikrar ve iş performansı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yatırımcıların, alacaklıların ve diğer paydaşların karar alma süreçlerinde kullandıkları bilgileri çarpıtmaktadır. Bu durum, finansal kayıplara, şirketlere ve genel olarak piyasaya olan güvenin azalmasına ve önemli ekonomik sonuçlara yol açabilir. Güvenilir finansal tablolar, sunulan verilerin işletmenin finansal durumunu, finansal sonuçlarını ve nakit akışlarını objektif bir şekilde yansıtması anlamına gelir. Güvenilir raporlamayı sağlayan temel ilkeler şunlardır:

• Şeffaflık – finansal bilgiler tüm kullanıcılar için erişilebilir ve anlaşılır olmalıdır.

• Eksiksizlik – tüm önemli ticari işlemler tablolarda yansıtılmalıdır.

• Karşılaştırılabilirlik – finansal tablolar tek tip standartlara uygun olarak sunulmalıdır.

• Güvenilirlik – bilgiler çarpıtmalardan ve kasıtlı veya kazara hatalardan arındırılmış olmalıdır.

Finansal dolandırıcılık, kuruluşun veya işletmenin büyüklüğü ve kapsamı ne olursa olsun, işletmeler için en tehlikeli tehditlerden biri olmaya devam etmektedir. Sahte finansal tablolardan varlık hırsızlığına ve vergi dolandırıcılığına kadar çeşitli şekillerde kendini gösterir. Bu tür eylemler yalnızca doğrudan finansal zarara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda şirketin itibarını zedeler, yatırımcılar, müşteriler ve ortaklar arasında güvensizlik yaratır ve yasal sorumluluğa yol açabilir. Finansal dolandırıcılığın sonuçları finansal zararın ötesine uzanır. Bir işletmenin birçok yönünü etkiler. Bunlar arasında finansal kayıplar ve yasal riskler (davalar, para cezaları ve olası iflas) ile sosyal sonuçlar (çalışan motivasyonunun azalması, ekip içinde artan stres seviyeleri gibi) yer alır.

1.GİRİŞ

Finansal raporlama dolandırıcılığı, vergi yükümlülüklerinden kaçınma gibi amaçların yanı sıra yatırım çekmek, düşük maliyetli kredi temin etmek için finansal göstergelerin manipüle edilmesine kadar, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Finansal raporlama dolandırıcılığını önlemenin kritik bir aracı, iç kontrol ve dış denetim sistemidir. Modern denetim yöntemleri ile yapay zeka ve bilgi teknolojilerinin uygulanması, finansal usulsüzlüklerin ve bunların sonuçlarının tespitini önemli ölçüde iyileştirmektedir.

Finansal raporlama dolandırıcılığı kavramı, bir kuruluşun finansal durumu hakkında yanlış bilgi sunmak için finansal verileri çarpıtmayı veya manipüle etmeyi amaçlayan her türlü eylemini kapsar. Bu, sahte faturaları, gelir ve gider rakamlarının manipüle edilmesini veya gerçek finansal risklerin gizlenmesini içerebilir. Finansal raporlama manipülasyonu, finansal tabloları yatırımcılar için daha cazip hale getirmek amacıyla yapılan, ancak şirketin gerçek finansal durumunu yansıtmayan hesaplamalardaki ayarlamaları ifade eder. Risk gizleme ise borç yükümlülükleri veya davalar gibi potansiyel finansal risklerin hesaba katılmaması, iflas veya konkordato riski bulunmasına rağmen işletmenin sürekliliği varmış gibi raporlama yapılmasıdır.

Finansal raporlamalar SMMM veya YMM ünvanlı muhasebe meslek mensupları tarafından işletme adına yürütülen görev ve sorumluluklar arasında yer almaktadır. SMMM ve YMM ünvanlı meslek mensupları kendi görev alanlarıyla ilgili çeşitli denetim faaliyetleri de gerçekleştirmektedirler. Ancak bağımsız denetime tabi işletmelerde asıl sorumluluk bağımsız denetim kuruluşuna ve sorumlu bağımsız denetçiye aittir. Finansal raporlama dolandırıcılıklarını tespit edebilmek esas olarak bağımsız denetçinin sorumluluğu içerisinde kalmaktadır. Bağımsız denetçiler bu sorumlulukların önemli bir kısmını denetledikleri firma yönetiminden aldıkları “yönetim niyet beyanı” ile yönetebilmektedirler.

2.FİNANSAL RAPORLAMA DOLANDIRICILIĞI TESPİTİ

Finansal raporlama sistemleri ülkemizde çok çeşitli bir hale gelmiştir. Tam set TFRS, BOBİ FRS, KÜMİ FRS ve KAGİ FRS uluslararası raporlama standartlarıyla nispeten uyumlu sistemlerdir. 1994 yılından bu yana zorunlu olarak uygulanan ve vergisel amaçları ön planda olan tekdüzen hesap planı ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel tebliğleri kapsamında yürütülen yerel finansal raporlama çerçevesi de mevcuttur. Finansal tablolardaki sahtekarlığı tespit etmek, çeşitli araç ve yaklaşımların kullanılabilir.

1.Finansal gösterge ve eğilimlerin analizi: Sahtekarlığı tespit etmenin en yaygın yöntemlerinden biri, finansal tabloların farklı dönemlere ait karşılaştırmalı analizidir. Bu analiz, gelir, kâr, gider ve varlıklar gibi temel ölçütlerdeki anormalliklerin tespit edilmesini sağlar. Mali tablolar analizi teknikleri ve veri madenciliği uygulamaları bu alanda kullanılabilir.

2.Denetim prosedürleri: İşlem örneklemesi, muhasebe kayıt analizi ve iç kontrol testleri gibi modern denetim standartları ve tekniklerinin kullanımı, şüpheli işlemlerin ve ihlallerin tespit edilmesine yardımcı olur. Denetçiler, finansal tablo manipülasyonlarını tespit etmek için çeşitli finansal raporlama doğrulama yöntemleri kullanabilir:

a) Rastgele işlem kontrolleri. Bu, şüpheli işlemlere odaklanmanızı sağlar. Bütün kayıtların, belgelerin, defterlerin, işlemlerin denetlenmesi çok fazla zaman ve maliyete yol açar. Ancak risk odaklı ve tesadüfi denetimler daha etkin sonuçlar verebilir.

b) Muhasebe kayıtlarının analizi: Kayıtlardaki ayrıntılara dikkat edilmesi, mali tablo hata ve hilelerine işaret eden tutarsızlıkları ortaya çıkarabilir.

c) İç kontrol sistemi değerlendirmesi: İç kontroller, finansal dolandırıcılığı önlemenin ve riskleri yönetmenin temelini oluşturur. Hem insan hem de teknolojik unsurları dikkate alan kapsamlı bir sistem uygulamak, şirketlerin varlıklarını korumalarına, finansal raporlamalarını iyileştirmelerine ve tehditleri en aza indirmelerine olanak tanır. Etkili iç kontroller, finansal raporlamanın doğruluğunu ve güvenilirliğini sağlamayı ve sahteciliği önlemeyi ve tespit etmeyi amaçlayan bir dizi prosedür ve mekanizmadır. İç kontrol sistemi denetimi, usul kurallarının ihlal edilip edilmediğini veya hileli planların kullanılıp kullanılmadığını belirlemeye yardımcı olur. Denetlenen kuruluşun olası hata ve risk alanlarının belirlenmesinde önemlidir.

Geleneksel denetim yöntemleri, örnekleme, dokümantasyon uyumluluk kontrolleri ve muhasebe kayıt analizi gibi yaklaşımları içerir. Bu yöntemler, tutarsızlıkları ve hataları tespit etmek için finansal verilerin bazı bölümlerinin manuel olarak incelenmesine dayanır. Örneğin, bir denetçi, belgelere ve standartlara uygunluğu incelemek üzere rastgele işlemler seçebilir. Bu yaklaşım, tutarsız tutarlar veya eksik destekleyici belgeler gibi bariz ihlallerin tespit edilmesini sağlar. Bariz ihlalleri tespit etmedeki etkililiklerine rağmen, geleneksel denetim yöntemlerinin bir dizi sınırlaması vardır. Genellikle, büyük miktarda verinin manipüle edilmesini veya karmaşık muhasebe planlarının kullanılmasını içerebilen karmaşık dolandırıcılık planlarını tespit etmede etkisizdirler. Örneğin, örneklem testi, örneklem dışı verilerde gizli anormallikleri her zaman tespit edemeyebilir. Bu durum, geleneksel yöntemleri büyük ve karmaşık finansal sistemleri analiz etmek için daha az uygun hale getirir. Ayrıca, manuel inceleme önemli miktarda zaman ve insan kaynağı gerektirir ve bu da sınırlı zaman ve bütçeye sahip durumlarda kullanımını sınırlayabilir. Minareyi çalan kılıfını hazırlar deyişinde olduğu gibi kurumsal mali tablo hilelerini tespit etmek çok güçtür. Finansal tabloların doğrulanması süreci çeşitli denetim prosedürlerinin kullanımını içerir:

• Analitik prosedürler – finansal göstergelerin analizi, likidite oranlarının, kârlılığın, cironun vb. hesaplanması.

• Belgesel doğrulama – birincil belgelerin, sözleşmelerin ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi.

• Fiziksel doğrulama – işletmenin varlıklarının (sabit kıymetler, envanterler) envanteri.

• Talepler ve onaylar – üçüncü taraflardan (bankalar, tedarikçiler, müşteriler) bilgi edinme.

3.Veri analiz yazılımları: Modern bilgi teknolojileri, finansal tablo analiz sürecini önemli ölçüde hızlandırmaktadır. Büyük veri analitiği sistemleri gibi özel programlar, finansal tablolardaki anormalliklerin ve tutarsızlıkların otomatik olarak tespit edilmesini sağlayarak denetim sürecini daha doğru ve insan hatasına daha az bağımlı hale getirir. Yapay zeka ve makine öğrenmesi destekli yazılımlar denetçinin rutin ve yorucu işler yerine daha nitelikli alanlara odaklanmasına imkan sağlayabilir.

Bağımsız denetim, finansal tablo sahtekarlığının önlenmesinde kilit bir rol oynar. Bağımsız denetçilerin temel amacı, bir şirketin finansal tablolarını objektif ve bağımsız bir şekilde doğrulamaktır. Denetim sırasında uzmanlar, tablolarda sunulan verilerin doğruluğunu, yasallığını ve uluslararası standartlara ve mevzuata uygunluğunu doğrular.

3.FİNANSAL RAPORLAMA HİLELERİNİN TESPİT GÜÇLÜKLERİ

Etkili araçlar mevcut olmasına rağmen, finansal raporlama sahtekarlığını tespit etmek bir dizi sorun nedeniyle zorlu olmaya devam etmektedir:

1.Hile Denetimi Alanında Uzmanlaşma: Finansal raporlama analizinde uzmanlaşmış bilgi ve becerilerin eksikliği, denetimlerin ve dolandırıcılık tespitinin etkinliğini azaltabilir.

2.Otomatik çözümlerin eksikliği: Türkiye’de, finansal veri muhasebesi ve izleme sistemleri yeterince otomatikleştirilmemiş durumda ve bu durum, hata ve manipülasyonların tespit sürecini zorlaştırıyor. Bağımsız denetim yazılımlarının geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi büyük bir ihtiyaçtır.

3.Etkili yaptırımların eksikliği: Dolandırıcılık vakalarında genellikle katı ve etkili yaptırımlar bulunmaması, kuruluşların ve yetkililerin kurallara uyma isteğini azaltmaktadır. Finansal tablo sahteciliklerinin tespit edildiği durumlarda bile “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla bazı olayların yargı mercilerine hiç intikal ettirilmediği görülmektedir.

4.SONUÇ

Finansal raporlama dolandırıcılığıyla mücadeleye yönelik modern uygulamalar, denetçi yeterliliklerinin iyileştirilmesi, ileri teknoloji veri analiz araçlarının uygulanması ve ihlal edenlere sıkı yaptırımlar getirilmesi gibi kapsamlı bir yaklaşım gerektirmektedir. Uluslararası standartların ulusal denetim kuruluşlarının uygulamalarına entegre edilmesi ve dolandırıcılık tespitinin verimliliğini ve şeffaflığını artırmak için dijital araçlar geliştirilmesi önemlidir. Modern veri analizi araçları, bağımsız denetçilere finansal raporlama dolandırıcılığını tespit etmek için güçlü araçlar sunar. Bu araçlar arasında büyük veri analitiği sistemleri, makine öğrenimi ve yapay zekâ algoritmaları ve özel denetim yazılımları bulunur. Bu teknolojiler, büyük hacimli verilerin işlenmesini ve geleneksel yöntemlerle tespit edilemeyecek gizli kalıpların ve anormalliklerin belirlenmesini sağlar. Özellikle makine öğrenimi algoritmaları, yeni dolandırıcılık türlerine uyum sağlama yeteneğine sahiptir ve bu da onları sürekli değişen ekonomik ortamda özellikle değerli kılar.

Finansal raporlama dolandırıcılığını önlemeyi amaçlayan entegre bir model, etkinliğini ve güvenilirliğini sağlayan bir dizi temel bileşen içerir. Temel unsurlardan biri, yapay zekâ ve makine öğrenimine dayalı analitik araçlar gibi modern teknolojilerin kullanılmasıdır. Bu teknolojiler, büyük hacimli verilerin analiz edilmesini, olası ihlallere işaret edebilecek anormalliklerin ve şüpheli işlemlerin tespit edilmesini sağlar. Gelecekte, teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında, dolandırıcılık tespitinde otomatik sistemlerin ve büyük veri kullanımının rolü artacak ve finansal raporlama daha güvenilir ve doğru hale gelecektir. Makine öğrenimi, denetim alanında en umut verici araçlardan biridir ve veri analizi süreçlerinin otomasyonunu ve iyileştirilmesini sağlar. Denetimde makine öğrenimi algoritmalarının kullanımı, büyük hacimli verilerden öğrenme ve potansiyel sahtekarlığa işaret edebilecek kalıpları ve anormallikleri belirleme yeteneklerine dayanmaktadır. Denetimde makine öğreniminin kullanımı, artan doğruluk ve veri analizi hızı gibi önemli faydalar sağlar. Ancak, modelleri eğitmek için yüksek kaliteli verilere ihtiyaç duyulması ve sonuçların yorumlanmasının zorluğu gibi güçlükler de mevcuttur.