Nasıl bir ekonomi gazetesinde Vahap Munyar’ ın gıda israfı ile ilgili ilginç bir yazısına rastladım.
Esasen yazı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (T0BB) Perakende- ciler Meclisi Başkanı sayın Önder Özpamukçu’ nun tespitlerine dayanmaktadır.
Ülkemizde kişi başı yıllık gıda israf ve kaybı 213 kg olarak tespit edilmiş.
Bu durum gelişmiş ülkelere göre 3 kattan bile fazla bulunmaktadır.
Örneğin; ABD de kişi başı 99 kg, Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 71 kg, Almanya’da ise 63 kg olarak tespit edilmiştir.
Bizdeki israf, Avrupa Birliği ülkeleri ve Almanya’ya bakıldığında 3 katı aşan bir durum görülmektedir.
Bunun da ekonomik karşılığı, yıllık bazda 30 milyar dolar gibi oldukça ciddi bir rakamdır.
Bu israf ve kayıpların ayrıntılarına bakıldığında işe;
- Kayıpların % 40’ı tarlada üretim aşamasında oluşuyor
- % 15’i sevkiyat aşamasında
- %15’i satış aşamasında
- %30’u da tüketim aşamasında
Görüldüğü üzere en büyük israf üretim ve tüketim aşamasında bulunmaktadır.
Sadece bu iki aşamada diğer ülkeler düzeyine israfın ve kaybın düşürülmesi durumunda ekonomik kazanç 20 milyar dolardır.
Üretim aşamasındaki israfın en önemli nedenleri arasında, alınması mümkün olan verimi alamamak ve modern tarım yapamamaktır.
Bunun da ana nedenleri arasında devlet desteğinin yeterince olmamasından kaynaklanmaktadır.
Tarımı destekle ilgili yasal düzenlemeye göre, yapılması gereken desteğin tutarının, gayrisafi yurtiçi hasılasının %1 i olması gerekmektedir.
Bu yasal zorunluluk uygulanabilse, yapılması gereken desteğin 12 milyar TL olması gerekmektedir.
Oysa gerçekte yapılan destek sadece 3,5 milyar TL’dir.
Diğer bir ifadeyle, yapılması gereken tarım desteğinin ancak % 25 gerçekleşmiş oluyor.
Bu durumda diğer ülkelerle yarışma şansımız da kalmıyor. Dolayısıyla üretim potansiyelinin tam kullanılmaması, teknolojiden de yeterince yararlanmamış olunması üretim maliyetlerin de rekabet edemez duruma düşürmektedir.
Diğer taraftan, İsraftan kaynaklı yüksek maliyetler enflasyonun da önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tarım alanında diğer önemli bir sorun da tarımın küçük ve dağınık işletmelerce yapılıyor olmasıdır. Kooperatifler ve birlikler şeklinde organize olacak bir tarım sektörünün oluşması bu olumsuzluğu önlenmesinde önemli rol oynayacağı kanaatindeyiz.
Ayrıca mevcut haliyle tarımla uğraşanların yaş ortalaması da 59 yaşa yükselmiştir. Çünkü gençler tarımda kendilerini güvende hissetmemektedir.
Tarımda çalışanların;
- % 35’i 50-64 yaş arası
-18-32 yaş arası genç çiftçi sayısı sadece % 5’tir.
Oysa rekabet eden bir tarım için modern tarım teknolojilerinin entegre edildiği projeler geliştirilmeli ve yasal düzenlemede belirtilen oranda destekler sağlanması ülke geleceği için çok önemli taşımaktadır.
Gıda kayıp ve israfında en büyük ikinci oran, tüketim aşamasındaki orandır. Bununla ilgili düşüncelerimizi de gelecek haftalarda değerlendirmek istiyorum.